Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2015/3356 Esas
2019/227 Karar
28/02/2019
“İşçinin manevi tazminata hak kazanabilmesi için işverenin işçisini gözetme borcuna aykırı davranması nedeniyle hastalanması ve bu nedenle bir süre raporlu kalması yeterli olup ayrıca hastalığın meslek hastalığı olduğunun tespitine yönelik bir karar alınması gerekli değildir. Bu nedenle mahkemece manevi tazminata hak kazanılabilmesi için hastalığın meslek hastalığından kaynaklandığına dair karar alınması için kesin süre vermesi gerekli değildir. Mahkemece kesin süre verilmiş olsa dahi meslek hastalığı olduğunun tespiti davası açılmamasının manevi tazminat hakkının ortaya çıkmasını engellemeyeceği de açıktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacının 30.06.2010 tarihinden itibaren “çinko oksit geri kazanım” işiyle iştigal eden davalı işveren nezdinde erçin bölümünde arıtmacı olarak çalışmaya başladığı, işveren tarafından yaptırılan kan testi sonucu kanında yüksek oranda kurşun bulunduğunun tespit edildiği, iş yerinde maruz kaldığı kurşun ve birleşenlerinin toksit etkisi nedeniyle 23.11.2011-29.11.2011 ile 09.03.2012-15.03.2012 tarihleri arasında Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesinde yatışının yapıldığı ve iş göremezlik belgesi düzenlendiği, dava açıldıktan sonra 21.07.2014 tarihinde alınan “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı (Sürekli İş Göremezlik Derecesi) Tespitine İlişkin Sağlık Kurulu Kararı”nda ise …’da kurşun etkilenmesine bağlı organ fonksiyon bozukluğu veya kalıcı sekel bulgu mevcut olmadığına, bu nedenle meslek hastalığı bulunmadığına karar verildiği, mahkemece alınan kusur raporunda ise davacının kanında yüksek oranda kurşun etkisi nedeniyle davalı işverenin %90 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar Yerel Mahkemece davacının süresinde meslek hastalığı konusunda dava açmadığı, Yargıtay bozma ilamı gereklerini yerine getirmediği ve davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle direnme kararı verilip dava reddedilmiş ise de, dosya içerisinde mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalı işverenin %90, davacının %10 oranında kusurlu olduğunun belirtilmiş olmasına göre, davacı vekiline meslek hastalığı bakımından dava açması için süre verilmesine gerek olmadığı gözetilmek suretiyle davanın esasına girilerek yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda mevcut durum ve olgulara göre manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Bu nedenle direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerekmiştir.”

