Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2022/380 Esas
2024/192 Karar
24/04/2024
“Saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacı konusunda, mahkeme tarafından etraflı şekilde araştırma yapılmalıdır. Yargıtay, önüne gelen uyuşmazlıklarda miras bırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacıyla hareket edip etmediğini belirlemek için bazı ölçütleri dikkate almaktadır. Bu ölçütler; miras bırakan tarafından mal varlığının tamamının veya büyük bir bölümünün elden çıkarılması, taşınmazların değerinin çok altında satılması, karma bağışlama yapılması, bağışlamanın görünüşteki muvazaalı satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesinin arkasına gizlenmesi, kız çocuklarından mal kaçırılarak erkek çocuklara verilmesi, kazandırma yapılan kişiyle miras bırakan arasında yakın hısımlık bulunması, yalnızca ikinci eşten olan çocuklara kazandırmalarda bulunulması gibi ölçütlerdir. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2023 tarihli ve 2022/1-1177 Esas, 2023/1237 Karar sayılı kararında da aynı hususlara değinilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; başkaca çocuğu bulunmayan miras bırakan …’ın 76 yaşında iken 45 yaşında olan davacıyı evlat edindiği, tanık beyanlarına göre davacının miras bırakanın her türlü ihtiyacıyla ilgilendiği, yalnızca 2008 yılında davacının başka kente tayininin çıkması üzerine araları açılmış ise de sonrasında miras bırakanın hastalığında ve ölümünde dahi davacının yanında olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu bağış şeklindeki tasarrufların davacı ile murisin aralarının açıldığı 2008 yılında yapılması, diğer yandan miras bırakanın terekesine bakıldığında mal varlığının çok büyük bir bölümünü oluşturan dava konusu taşınmazları intifa hakkını uhdesinde tutarak çıplak mülkiyetini davalı Vakfa bağışlaması göz gönünde bulundurulduğunda, yapılan tasarrufların evlatlık olan davacının saklı payını zedelemek amacıyla yapıldığını ortaya koymaktadır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; davaya konu taşınmazların murisin vefatından dört yıl önce davalı Vakfa bağışlanmış olması nedeniyle işlemin mirasçıyı mirastan mahrum bırakmak kastıyla yapıldığının davacı tarafından ispatlanması gerektiği, dosyada bu hususa ilişkin bir ispat bulunmadığı, tanık beyanlarının da ispata elverişli olmadığı, bu nedenlerle Özel Daire kararı gibi davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşüldüğü, direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca, direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir.”

