Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
2015/16861 Esas
2018/5575 Karar
25/04/2018
“Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya az kusurlu olmasının yanında, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması da gerekir (TMK m. 174/2).Somut olayda, yukarıdaki bentte belirtildiği üzere, davalı erkeğin eşinden habersiz kredi çekmek suretiyle güven sarsıcı davranışta bulunduğu, mahkemece erkeğe yüklenen hakaret ve aşağılama eylemlerine yönelik tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğu, yine mahkemece erkeğe yüklenen diğer kusurlu davranışların ise evlilik birliğinin devam etmiş olması nedeniyle affedildiği veya en azından hoşgörüldüğü, bu nedenle bu eylemlerin erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmış olup; davalı erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir kusuru ispatlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında. Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi şartlarının kadın lehine gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Bu husus nazara alınmadan, kadının manevi tazminat isteğinin reddi yerine yetersiz gerekçe ile davacı kadın yararına manevi tazminat hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.”

