Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2017/2443 Esas
2020/918 Karar
18/11/2020
“Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nitelikte eşyalardan olması nedeniyle normal koşullarda ziynet eşyasının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Hayat deneyimlerine göre olağan olan bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanarak muhafaza edilmesidir. Bunların erkeğin zilyetlik ve korunmasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Bunun doğal sonucu olarak; evden ayrılmayı tasarlayan kadının bu eşyaları yanında götürmesi veya gizlemesi veya evden ayrılırken üzerinde götürmesi mümkündür. Bu durumda kadın eşin dava konusu edilen ziynet eşyaları hakkında ilk olarak varlığını, ikinci olarak da varlığı kanıtlanan bu ziynetlerin evlilik birliği içinde kendisinden alındığını ve tekrar iade edilmediğini eğer bu şekilde elinden alınmamış ise evden ayrılırken bu eşyaları yanında götürmesinin mümkün olmadığını ispat yükü altındadır.
Tüm bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu olan her biri 25 gram olmak üzere beş adet bilezik, ayrıca üç adet üç telli burmalı bilezik, 58 adet çeyrek ve 12 adet yarım altından oluşan ziynet eşyalarının bozdurularak ev alındığı iddiasıyla aynen olmadığı takdirde bedelinin ödenmesinin talep edildiği, erkek eş tarafından bu iddiaya yönelik bir savunmanın yapılmadığı, kadın eşin tanık beyanları ile düğünde takılan ziynet eşyalarının tamamının bozdurularak ev alındığının açıklandığı ancak cins-miktar ve çeşidinin belirtilmediği, erkek eş tanıklarının ise talep edilen ziynet eşyalarına yönelik hiçbir beyanda bulunmadıkları anlaşılmaktadır. Mahkemenin dava konusu ziynetlerin varlığının ispatlanamadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verdiği, Özel Daire tarafından ise talep edilen tüm ziynetler yönünden “ziynet eşyalarının bozdurularak ev alındığı ve geri verilmediği” hususunun ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabul edilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Ne var ki; dosyada düğün sonrasında çekildiği anlaşılan, kadın eşin tek olarak görüldüğü fotoğrafla, talep konusu beş adet bilezik ve ayrıca üç adet üç telli burmalı bilezik olmak üzere toplamda sekiz adet bileziğin varlığının ispat edildiği fakat 58 adet çeyrek ve 12 adet yarım altının varlığının ise ispat edilemediği anlaşılmıştır.
O hâlde; kadın eşin talep ettiği sekiz adet bilezik yönünden ziynet eşyalarının varlığının ve tanık beyanlarıyla da açıklandığı şekilde takılan ziynetlerin bozdurularak ev alındığının ispatlanması karşısında, davanın bilezikler yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.”

