Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2019/633 Esas
2022/1293 Karar
18/10/2022
“Somut olaya gelince; tarafların 07.02.1999 tarihinde evlendikleri, 18.04.2001 doğumlu … ile 29.07.2003 doğumlu … isminde ortak iki çocuklarının bulunduğu, her iki çocuğun da birbirleri ile uyumlu beyanlarına göre çocukların 12.00 ile 18.00 arasında okula gittikleri, kadının sürekli olarak sabah 06.30’dan öğlen 11.30’a kadar dışarıda yürüyüş yaptığı, akşam çocuklar eve gelmeden yeniden çıktığı ve akşam 21.30 civarında eve döndüğü, dolayısıyla evde kahvaltı ve akşam yemeği bulunmadığı, çocuklar annelerine nerede olduğunu sorduklarında “spor yapmaya ihtiyacı olduğunu” beyan ettiği, bu görevleri çoğunlukla babanın yerine getirdiği, bazı zamanlarda çocukların evde yemek bulunmaması nedeniyle dışarıda yemek zorunda kaldıkları, evde yemek hazırlanmaması nedeniyle babaları annelerine tepki gösterdiğinde kadının eşine ağza alınmayacak küfürler ettiği, bunun dışında babalarının anneleriyle birlikte yatmak istemesine rağmen kadının iki yıldır eşiyle aynı odada yatmadığı, “belim ağrıyor” diyerek …’ın yatağında yatmak istediği, bunun sonucunda …’ın salonda uyumaya başladığı, bir gece annesini odada bulunan bilgisayardan bir erkekle samimi şekilde görüntülü konuştuğunu gördüğü, annesine “bu kim diye sorduğunda” annesinin cevap vermediği, çocukların duyduğu şüphe nedeniyle annelerini takip etmeye başladıkları, bilgisayarda gördüğü erkek şahısla annelerini parkta uygunsuz hâlde gördükleri, sonrasında …’ın bir hafta sonra annesini yeniden takip ettiği, bu kez annesi ile adamı öpüşürken gördüğü, çocukların gördükleri bu olayı “üzüleceği düşüncesiyle” babalarına anlatmadıkları, bu olanların yanında …’in annelerini parkta yakaladıkları ilk olayın akabinde “annesinin evin anahtarını o adama verdiğini, onda unutması nedeniyle çantasında anahtarı bulamadığını, telefon ile parkta beraber olduğu erkek şahsı aradığını, …’e yoldan dümdüz yürüyüp karşılaştığın erkek şahıstan anahtarı almasını söylediğini, bankta annesiyle birlikte oturduğu adamın evlerinin anahtarını kendisine verdiğini” beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkeme ve Özel Daire arasında uyuşmazlık bulunmayan ve boşanmaya sebep olan olaylarda kadının eşine hakaret ettiği, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, eşini ve çocuklarını ihmâl ettiği, buna karşılık erkeğinde eşine hakaret ettiği ve fiziksel şiddet uyguladığı ispatlanmış olup, gerçekleşen bu olaylarda eşlerden hangisinin ağır kusurlu olduğu noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı şekilde tanık beyanlarının yanında dosyada mevcut kadın eşin kullanmakta olduğu hatta ait HTS kayıtlarına göre davacının farklı numaralarla ve özellikle … isimli şahsa ait olan telefon ile hayatın olağan akışına aykırı şekilde görüşmeler gerçekleştirdiği, karşılıklı mesajlaşmaların olduğu dikkate alındığında evlilik birliği içerisinde sadakat yükümlülüğünü ihlâl eden ve yaşanan olaylardan sonra çocuklarını da bırakarak evden ayrılan kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hâl böyle olunca; yerel mahkemece taraflardan kadın eşin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek verilen direnme kararı yerindedir.”

