Yargıtay 13. Hukuk Dairesi
2016/29552 Esas
2020/708 Karar
30/01/2020
“Dava, davalının kreşine bırakılan davacılar çocuğunun kreşten çıkıp parkta bulunmasından kaynaklı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, “küçüğün kreşte bulunduğu süre, kendiliğinden ayrılıp parka gitmesi ve daha sonra bulunarak teslim edilme aşamalarında Borçlar Kanun’un 56’ıncı maddesi kapsamında bedensel bütünlük bakımından herhangi bir zarardan söz edilmediği, davacıların kaybolma ve bulunma süreçlerinde de olaydan henüz haberleri bulunmadığı, küçüğün güvenli bir şekilde teslimi sonrasında olayın öğrenilip manevi üzüntü yaşanması olgusunun da Borçlar Kanunu 58’inci maddesindeki kişilik hakkının zedelenmesi çerçevesi içerisinde de değerlendirilmesi mümkün görülmediği, davalının işletmekte olduğu kreşte bulunan davacıların müşterek çocuğunun bakım ve gözetimde yaşanan zafiyet nedeniyle kreşten ayrılarak bir müddet sonra bulunup karakola ve ebeveynlerine teslimi şeklinde gelişen olay süreci ve daha sonra olaydan haberdar olan davacıların yaşadıkları endişe ve manevi üzüntülerin manevi tazminata hükmedilebilmesi bakımından gerekli nitelik ve koşulları taşımadığından” davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki mahkemece, davacıların çocuklarının bakımı ve gözetimi için davalının kreşine bıraktıktan sonra davalının gerekli özeni göstermediğinden küçüğün kreşten ayrıldığı ve parkta bulunduğu, olay sırasında küçüğün üç yaşında olduğu, ailesinin manevi yönden yıpranacağı gözetilerek davacılar için Medeni Kanun’un 4. maddesi hükmünü de değerlendirilerek hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalarak tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesi, istek sahibinin toplumdaki yeri, kişiliği, hassasiyet derecesi dikkate alınmak suretiyle makul bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.”

