Yargıtay 22.Hukuk Dairesi
2016/28495 Esas
2020/755 Karar
20/01/2020
“Yasayla aksine imkan veren hallerde tavanın aşılması, geçersizlik sonucunu doğurmaz. Örneğin 22.10.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5004 sayılı Yasanın 10’uncu maddesinde, bazı kurumlar yönünden belli bir süre içinde kendi isteği ile işten ayrılacak olanlara ve işverence iş sözleşmesi belli bir zaman dilimi içinde feshedilmiş olanlara kıdem tazminatının %20 fazlasıyla ödeneceği kurala bağlanmış olmakla, % 20 fazlasıyla ödeme yönünde açık kural sebebiyle kıdem tazminatının aşıldığı sonucuna varılamaz. Yine, 406 sayılı Yasanın geçici 4.üncü maddesine göre, kıdem tazminatının % 30 fazlasıyla ödeneceğine dair kurallar kıdem tazminatı genel tavanının uygulanmasının istisnasını oluşturur. Bununla birlikte, işçinin 5434 sayılı Yasaya tabi hizmetlerinin tamamı için kıdem tazminatı ödeneceğini öngören yasa, ya da sözleşme hükümleri 1475 sayılı Yasa’nın 14’üncü maddesinin altıncı fıkrasındaki özel tavanı bertaraf etmez. 4673 sayılı Yasanın geçici 3.üncü maddesinde, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak çalışıp da iş mevzuatına tabi statüye geçmiş yada geçecek olanların iş akitlerinin, kıdem tazminatını gerektirecek şekilde sona ermesi halinde, Türk Telekomda ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödeneceği kuralı getirildiğinden, Dairemizce işçinin ilgili kurum ile diğer kamu kurumlarında geçen hizmetlerinin kıdem tazminatı yönünden birleştirilmesi gerektiği kabul edilmiş, ancak 5434 sayılı Yasaya tabi dönemin 1475 sayılı Yasa’nın 14/6 maddesindeki özel tavana göre hesaplanması gerektiği sonunca varılmıştır. Somut olayda; dosyaya sunulmuş olan 15.10.2010 tarihli, “iş sözleşmesinin karşılıklı feshi” konulu sözleşme içeriğinde; karşılıklı rıza ile iş sözleşmesinin feshedildiği, davacıya yıllık izin ücreti, sosyal yardım ücreti, ücret ve asgari geçim indirimi , teşvik ikramiyesi, kıdem ve ihbar tazminatı miktarları belirtilerek ödeme yapılacağı belirtilmiştir. Söz konusu 15.10.2010 tarihli sözleşmenin ikale sözleşmesi olduğu kabul edilse dahi, taraflarca ikale sözleşmesi içeriğinde kıdem tazminatının ödenmesi kararlaştırıldığı takdirde, kıdem tazminatı 1475 sayılı Yasanın 14.üncü maddesine göre hesaplanmalı ve anılan maddedeki kıdem tazminatı tavanı gözetilmelidir. Belirtmek gerekir ki, sözü edilen Yasada düzenlenen kıdem tazminatı tavanı mutlak emredici niteliktedir. Fesih tarihi olan 17.10.2010 tarihinde kıdem tazminatı tavanı 2.517,01 TL dir. Fesih tarihi itibariyle davacının brüt ücreti kıdem tazminatı tavanını aştığından kıdem tazminatının tavan miktarına göre hesaplanması gerekmektedir. Hal böyle olunca, Mahkemece, ikale sözleşmesi ile yapılan ödemelerin nitelik olarak kıdem tazminatı olmayıp feshe bağlı tazminatlar olması gerekçesi ile kıdem tazminatı tavanı aşılmak suretiyle davalıya yapılan fazla ödemenin davalıdan tahsiline ilişkin istemin reddine dair verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”

