Yargıtay 2.Hukuk Dairesi
2022/2863 Esas
2022/4926 Karar
26/05/2022
“Bölge adliye mahkemesince her ne kadar ilk derece mahkemesince davacı-karşı davalı kadına kusur olarak yüklenen vakıalara davalı-karşı davacı erkek tarafından karşı dava dilekçesinde somut bir şekilde ve açık olarak dayanılmadığı belirtilerek bu kusurların kadından çıkarılarak, davacı-karşı davalı kadının boşanmaya sebebiyet verecek herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtilmiş ise de bu vakıalara erkek tarafından karşı dava dilekçesinde, kadının kendisi ile maddi menfaatler için evlendiği, kadın ve kızının müvekkiline karşı her türlü kaba ve saygısızca tehdit ve hakarette bulundukları, iftira attıkları, kadının kendisine karşı, müteaddit defalar hakarette bulunduğu, ağır ve rencide edici, onur kırıcı sözlerle kendisini kırdığı iddia edilmek suretiyle dayanıldığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki bizzat davacı-karşı davalı kadın dava dilekçesinde eşi ile görücü usulü ile tanışmalarından 1 hafta sonra evlendiklerini, ilk eşinden boşandıktan sonra anne ve babası ile birlikte yaşamaya başladığını ancak aile ve toplum baskısı, borçlarının olması ve on yedi yaşındaki kızının masraflarının bulunması nedeniyle davalı-karşı davacı erkeği tanımadan ailesinden kaçmak için evlendiğini, erkeğin evlenmeden önce tüm ihtiyaçlarını karşılayacağına söz vermesine rağmen harçlık dahi vermediğini beyan etmiştir. Davalı-karşı davacı erkek dosyaya sunduğu deliller ve tanık beyanlarıyla da davacı-karşı davalı kadının bu kusurlarını ispatlamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı-karşı davalı kadının, aile hayatı kurmak maksadı ile değil maddî menfaatlerini ön planda tutarak borçlarını ödetmek maksadıyla davalı-karşı davacı erkekle evlendiği ve erkeğe “seni eve alamam, kızım evde uyuyor” şeklinde onur kırıcı ve onu zor durumda bırakacak söylemlerde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-karşı davacı erkek dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin karşı boşanma davasının kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçeyle erkeğin karşı davasının reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.”

