Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
2021/6707 Esas
2021/8100 Karar
03/11/2021
“Yapılan yargılama ve toplanan delillerden “Kadının gizlice ortak konuta ait bir takım ev eşyalarını ve gıda maddelerini kendi ailesinin evine götürdüğü, erkeğin annesinin çantasından para aldığı gibi erkeğin cüzdanından da para aldığı, yaptığı alışverişlere ilişkin yanıltıcı bilgiler verdiği, erkeğin kızının özel eşyalarını haber vermeden aldığı” anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda; kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-karşı davacı erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların, erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmıştır. O halde mahkemece, tarafların, sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50. 51) dikkate alınarak erkek yararına uygun miktarda manevî (TMK 174/2) tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK m.175). Yukarıda 2.bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda yoksulluk nafakası talep eden davacı-karşı davalı kadın ağır kusurlu olup, kadının yasal şartları oluşmayan yoksulluk nafakası isteğinin reddine karar vermek gerekirken hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak bu talebin kabulüne yönelik yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

