Yargıtay 20.Hukuk Dairesi
2016/24622 Esas
2019/23339 Karar
12/12/2019
“Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez. Davacı işçi Toplu İş Sözleşmesi uzmanı olarak davalı işyerinde çalışmaktadır. Davacı davalı kurum yetkilileri tarafından 2011 yılı sendika genel merkez yönetimi seçiminden sonra gruplaşmalar ve ayrışmaların olduğunu, seçimi kazanan yönetim tarafından karşı tarafın adamı muhalif olarak yaftalandığını, şoförler odasında oturması için zorlandığını, uzmanlık alanı ve görev tanımı içinde yer alan işlerin verilmediğini, psikolojik taciz nedeni ile 3 hafta erken doğum yaptığını, olumsuz lakaplar takıldığını, personelin kendisi ile iletişiminin koparılmaya çalışıldığını,bu nedenlerle mobbinge uğradığını ileri sürerek manevi tazminat talep etmiştir. Davalı davacının mobbinge uğradığına ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacı tanık beyanlarına dayanılarak davacıya mobbing uygulandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacı lehine manevi tazminata hükmedilmiştir. Davacının iş sözleşmesinin el yazısı ile hazırlanan ve davacı imzası bulunan dilekçedeki talep üzerine davalı ile aralarında yapılan protokol kapsamında kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, diğer ücret alacakları ile 8 aylık net maaşı kadar tazminatı ödemesi sonucu feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davacının doğuma ilişkin sağlık kurulu raporunda 37 hafta 2 gün ile uyumlu gebelik tanısıyla sezaryen işlemi ile doğum yaptığının anlaşıldığı,bu rapora göre erken doğum yaptığının ve erken doğum kabul edilse bile bu durum işyerindeki yaşanıldığı ileri sürülen mobbing niteliğindeki davranışların sebebiyet verdiğini söylemenin mümkün olmadığı açıktır. Dosya kapsamında bulunan 2013 ve 2014 yılı bir kısım Toplu İş Sözleşmelerinde davalı sendikanın temsilcisi olarak davacının imzası bulunmaktadır. Ayrıca işyerinde çalışan diğer toplu iş sözleşmesi uzmanlarına mahkemelere müzekkere yazılmasında görev verildiğine dair işyeri kayıtlarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının sistemli olarak psikolojik tacize uğradığı ve kişilik haklarının ihlal edildiğinin somut ve inandırıcı delillerle ortaya konmadığı, mobbingin yukarıda açıklanan unsurlarının bulunmadığı, bu nedenle davacının kişisel haklarının saldırıya uğradığının ispatlanmadığı gözetilerek manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir.”

