Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2017/1895 Esas
2019/630 Karar
30/05/2019
“Anlaşıldığı üzere, davalı baba protokol uyarınca müşterek çocukların eğitim giderlerini eğitim yaşantılarının sonuna kadar ödemeyi serbest iradesiyle üstlenmiştir. Mahkemece de tarafların serbest iradesiyle beyanda bulunduklarına kanaat getirildikten sonra taraflarca düzenlenen protokol hükümlerinin kamu düzenine, ahlâka ve adaba aykırı olmadığı kabul edilerek onaylanmış ve boşanma kararı verilmiştir. Sözü edilen anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesi ile sözleşme niteliğinde olan protokol hükümleri taraflar için bağlayıcı hâle gelmiştir ve kesinleşen sözleşme hükümlerinden tarafların vazgeçmesi mümkün değildir.
Öte yandan, bu davadan önce de taraflar arasında görülüp sonuçlanan ancak tebliğ işlemleri yapılmadığı için kesinleşmeyen İzmir 5. Aile Mahkemesinin 01.04.2010 tarih, 2010/267 E., 2010/302 K. sayılı dosyasında da velayet hakkı anneye verilmesine karşın yukarıda sözü edilen protokol hükmü aynen muhafaza edilmiştir. Diğer bir anlatımla, protokolde uyuşmazlığa konu “eğitim giderlerinden sorumluluk” maddesi “velayet” hükmünden bağımsız olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla “velayetin değiştirilmesi” hâlinde söz konusu hükmün geçerliliğini yitirdiği kabul edilemez. Anlaşmalı boşanma davasında sunulan ve hâkim tarafından onaylanan protokol hükümleri bir bütündür ve bir kısmının geçerli olduğunu kabul edip, bir kısmının ise uygulanamayacağını ileri sürmek iyi niyet kuralları ile bağdaşmamaktadır. Aksi durum, somut olay açısından çocuğun üstün yararını da zedeler mahiyettedir.
Sonuç itibariyle, davalı babanın herhangi bir çekince koymadan kabul ettiği velayetin değiştirilmesi davasını gerekçe göstererek ortak çocukların mağdur olmasına yol açacak şekilde yapılan velayet düzenlemesinden bağımsız olarak ödemeyi taahhüt ettiği eğitim giderlerinden sorumlu olmadığını ileri sürmesi ve bu yönde mahkemece direnme gerekçesi oluşturulması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, anlaşmalı boşanma kararında velayet hakkının babaya verildiği ve ortak çocukların eğitim giderlerinin baba tarafından karşılanacağı hususunun hüküm altına alındığı noktasında uyuşmazlık bulunmadığı, ancak ortak çocukların velayetlerinin değiştirilerek babadan alınıp anneye verilmesi durumunda söz konusu hükmün infazının sıkıntı doğuracağı, protokolde yer alan hükümde miktar konusunda bir açıklık bulunmadığı, bu hususun yargılamayı gerektiren bir durum olduğu, mahkemece tarafların ve çocukların menfaatleri de gözetilerek babanın katkısının miktar olarak belirlenmesi ve kararın bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.”

