Yargıtay 1. Ceza Dairesi
2013/1174 Esas
2013/4438 Karar
17/06/2013
“Oluşa ve dosya kapsamına göre; maktul ile tanık Gülten’in, dışarıda yemek yiyip alkol aldıkları, Gülten’in annesi Saniye ve kız kardeşi Gülsen’in, telefonla sürekli olarak eve gelmesi hususunda Gülten’i aradıkları, daha sonra gece saat: 02.00 sıralarında Gülten ile maktulün arabayla evin önüne geldikleri, Gülten’in evin içine girdiği sırada Saniye ve Gülsen ile tartışmaya başladığı, maktulün, bunun üzerine “Gülten’ime bir şey yapamazsınız” diyerek arabadan çıkarak Gülsen’i kovaladığı, Gülsen’in, koşarak ablası Gülseren’e ait apartmana girdiği ve kapıyı kapattığı, kapıyı açamayan maktulün giriş camına vurarak kırdığı, geri dönüp maktulün, Saniye’ye saldırdığı, evinde bir miktar alkol alan sanığın, gürültüler üzerine balkona çıktığında doğan çocuğu ile ilgilenen, eşine yardımcı olan yaşlı komşusu Saniye’ye maktulün saldırdığını gördüğü ve maktulün saldırılarını engellemek amacıyla koşarak evden sokağa indiği, bu sırada Saniye’nin saçlarından çekerek duvara yaslayan maktulün, olaya müdahale ettiği için kızdığı sanığa da küfürlü sözlerle hakaret ettiği ve vurmak için yumruk salladığı, bunun üzerine sanığın da maktule bir yumruk
vurduğu, darbeden sonra dengesini kaybeden maktulün sırt üstü yere düşmesi sonucu başını sert zemine çarpması suretiyle künt kafa travmasına bağlı kafatası kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması sonucu öldüğü olayda; her türlü hakkın meşru savunmanın konusu olabileceği hükme bağlayan TCK.nun 25/1. maddesi göz önüne alındığında, sanığın, beden bütünlüğüne yönelmiş haksız saldırıyı o andaki koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile eylemi gerçekleştirdiği ve meşru savunmada sınırı aşmadığı anlaşıldığı halde, sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nun 223/2 maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır.”

