Yargıtay 2.Hukuk Dairesi
2022/4786 Esas
2022/5465 Karar
07/06/2022
“Bölge adliye mahkemesince her ne kadar, taraflar arasında yaşanan son tartışmada davacı -davalı kadının da davalı-davacı erkeğe fiziksel şiddet uyguladığı, bunun dosya içerisinde bulunan ceza dosyası ile de sabit olduğu belirtilerek bu vakıa kadına kusur olarak yüklenilmiş ve erkeğin birleşen boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; olayın örgüsü içerisinde davacı-davalı kadının … ülkesi vatandaşı olduğu, Türkiye’ye gelerek davalı-davacı ile evlendiği, bu evliliğinden ergin olmayan üç çocuğunun bulunduğu, davalı davacı erkeğin ise başkasını sevdiğini, o kadınla yaşamak istediğini beyan ederek müşterek konutu terk ettiği ve birlikte olduğu kadın ve ondan olan iki çocuğuyla birlikte yaşamaya başladığı, dosyada yer alan … Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/291-727 E.K. Sayılı kesinleşen ceza mahkemesi kararından da anlaşılacağı üzere taraflar arasında erkeğin sadakatsizliği nedeniyle çıkan tartışmada ilk olarak davalı -davacı erkeğin davacı -davalı kadını tekme ve yumruk atmak suretiyle yaraladığı, kadının da çıkan kavgada elleriyle karşılık vererek el ve tırnaklarıyla erkeği ağzından ( adli rapora göre dudağının iç tarafından) yaraladığı, ilk eylemin erkekten geldiği, bu nedenle kadının cezasında 1/2 oranında haksız tahrik indirimi uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda bölge adliye mahkemesince kadına kusur olarak yüklenen bu vakıanın, tarafların içinde bulundukları mevcut durum ve fiziksel yapıları da dikkate alındığında erkeğin daha ağır nitelikteki (tekme ve yumruk) fiziksel şiddetine tepki niteliğinde olduğu, bu nedenle bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Davalı-davacı erkeğin temyiz yasa yoluna başvurmaması nedeniyle davacı-davalı kadına başka bir vakıanın kusur olarak yüklenmesi de mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olan davalı-davacı erkeğin açmış olduğu birleşen boşanma davasının reddi gerekirken, bölge adliye mahkemesince erkeğin istinaf talebinin kabulüne karar verilerek, yazılı şekilde boşanmaya karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

