Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2022/387 Esas
2022/695 Karar
18/05/2022
“İcra ve İflas Kanunu’nun 292/son maddesi uyarınca konkordato talep eden şirket hakkında geçici mühlet kararının kaldırılması ile iflâs kararının verilmesinin gerektiği durumlarda konkordato talep eden borçlu şirketin duruşmaya davet edilerek dinlenmesi gerekmektedir. Her ne kadar konkordato talep eden şirket hakkında iflâs kararın verildiği duruşma günü ve saati talep eden şirket vekiline tebliğ edilerek şirket vekili duruşmada hazır bulunmuş ise de, komiser heyeti tarafından düzenlenen rapor üzerine, talep eden şirket hakkında iflâs kararının verilmesini gerektiren hâllerin varlığı nedeniyle İİK’nın 292. maddesi uyarınca beyanda bulunmak üzere talep eden şirket vekilinin ya da temsilcisinin beyanlarının alınmadığı bu nedenle İİK’nın 292/son maddesinde yer alan Kanun’un emredici hükmünün yerine getirilmediği anlaşılmakla mahkemece talep eden şirket vekili ya da yetkilisi dinlenmeden iflâs kararı verilmesi yerinde olmamıştır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; konkordatonun bir nevi alacaklılar ve borçlunun anlaştığı sözleşme türü olduğu, konkordato sürecinin kamu düzeninden sayılmayacağı ancak iflâs kararı verilmesinden sonra yapılacak işlemlerin kamu düzenini ilgilendireceği, borçlu şirket yetkilisinin dinlenmediği hususunun istinaf sebebi yapılmadığı, mahkemece iflâs kararı verilmeden önce kararın verildiği duruşma gün ve saatinin konkordato talep eden şirket vekiline tebliğ edildiği, talep eden şirket vekilinin iflâs kararının verildiği duruşmaya katıldığı bu aşamadan sonra şirket yetkilisinin dinlenmek üzere duruşmaya davet edilmesinin sonucu değiştirmeyeceği, direnme kararının açıklanan nedenlerle onanması gerektiği görüşü ile, konkordato talep eden şirket vekilinin duruşmaya çağrıldığı ve beyanlarının alındığı, bunun dışında ayrıca konkordato talep eden şirket yetkilisinin duruşmaya çağrılmasına ve dinlenmesine gerek olmadığı, İİK’nın 292/son maddesinde yer alan düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olup olmadığı ya da istinaf sebebi yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesine gerek bulunmadığı, direnme kararının açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüşler yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
Öte yandan her ne kadar Özel Dairenin bozma kararının ikinci bendinde “…mahkeme, konkordatonun başarıya ulaşmayacağı kanaatiyle iflasa karar verdiğine göre,..” ibaresine yer verilmiş ise de iflâs kararı verilmeden önce İİK’nın 292/son maddesinde belirtilen hususun yerine getirilmesi gerektiğinden bozma kararında geçen “iflasa karar verdiğine göre” ibaresinin maddî hataya dayalı olduğu kabul edilmiştir. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

