Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2023/212 Esas
2024/466 Karar
25/09/2024
“Muris muvazaasına dayalı olarak açılan davalarda ispat yükü ise muvazaanın varlığını iddia eden tarafa aittir. Gerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6 ncı maddesindeki “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmü ve gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190/1 inci maddesindeki “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” hükmü uyarınca, miras bırakanın yaptığı temlikteki gerçek irade ve amacının mirasçıdan mal kaçırmak olduğunu, bu hususu ileri süren davacı taraf kanıtlamalıdır.
Dosya kapsamından murisin çekişme konusu dükkan nitelikli beş adet bağımsız bölümü oğlu davalıya ipoteği ile yükümlü olarak satış suretiyle temlik ettiği, taşınmazların davalı tarafından dükkanlar birleştirilmek suretiyle kullanıldığı, davalı adına kayıtlı olan dükkanlar üzerinde ipoteğin mevcut olduğu, yurtdışından ve Türkiye’den emekli olup birçok taşınmazı bulunan murisin satış ihtiyacının olmadığı, davalı dava dışı mirasçı … ile murisin borçlarını ödediğini, bu nedenle taşınmazların kendisine devredildiğini savunmuş ise de savunmasının dosya kapsamı, alınan müzekkere cevapları ile doğrulanmadığı, dava dışı mirasçı …’un borçlu olduğu icra dosyalarının kapanmadığı, söz konusu dosyalara davalı tarafça yapılan bir ödemeye rastlanılmadığı, aksine dava konusu yerde davalının eşinin temlikten yedi ay kadar önce ticari faaliyete başladığının, vergi mükellefi olup davalının eşi ile birlikte dört yıldan fazla bu işyerinde faaliyet gösterdiklerinin ve davalının kendisi ile eşinin işletmeye ait borçlarını ödediğinin davalının temlikten sonra koyulan ipoteklerle taşınmaza daha ağır bir yük getirdiğinin sabit olduğu, satış değeri ile taşınmazların gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu, davalının taşınmazların bedelini ödediğini ispat edemediği, murisin sağlığında bir paylaştırma yoluna gitmediği, muristen intikal eden taşınmazlarda davalının da hak sahibi olduğu, tüm dosya kapsamından murisin diğer mirasçılarından mal kaçırma kastıyla hareket ettiği, çekişme konusu taşınmazları oğlu davalıya temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının davacı tarafça ispatlandığı sonucuna varılmıştır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilmesi için miras bırakanın iradesinin mal kaçırma amacına matuf olduğunun kanıtlanması gerektiği, dosya kapsamından miras bırakanın işletmenin devamını sağlayabilmek için dava konusu dükkanları davalıya devrettiği davalının da o dönem işletmeden kaynaklı borçları yapılandırarak mal temini ve satımına devam ettiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla miras bırakanın mal kaçırma amacından bahsedilemeyeceği, direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.”

