Yargıtay 2.Hukuk Dairesi
2016/8013 Esas
2017/13750 Karar
04/12/2017
“Davalı-davacı erkeğin eşini aldatmasından sonra barıştıkları, bir süre beraber yaşamaya devam ettikleri, davacı-davalı kadının eşinin bu davranışını affetmiş en azından hoşgörü ile karşılamış olduğu, bu sebeple bu vakıanın davalı-davacı erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Ayrıca mahkemece davalı-davacı erkeğe kusur olarak yüklenen yakınlarının eşine karşı hakaret içeren mesajlarına sessiz kaldığı vakıasına da davacı-davalı kadın dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında dayanmamıştır. Davacı-davalı kadının dayanmadığı vakıaların, hükme esas alınması mümkün değildir (HMK m. 25/1). Bu nedenle belirtilen eylem erkeğe kusur olarak yüklenemez. Bunların dışında toplanan delillerden, davalı-davacı erkeğin, eşine artık evliliği devam ettirmek istemediği, başka kadınlarla birlikte olmak istediği ve artık Türk kadını ile evli kalmak istemediğini mesaj yoluyla söylediği, davacı-davalı kadının ise eşine “sen erkek misin, kılıbıksın, karaktersizsin, it, köpek” diyerek hakaret edip aşağıladığı, “inşallah işinde başarılı olamazsın” diyerek beddua ettiği, eşinin eşyalarını kapının önüne koyduğu ve eşini evi terke zorladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya neden olan olaylarda davacı-davalı kadının, davalı-davacı erkeğe göre daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Öyleyse, mahkemece tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı-davalı kadın yararına yoksulluk nafakası takdiri hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”

