Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2023/562 Esas
2024/236 Karar
15/05/2024
“Kullanım kadastrosu” olarak isimlendirilen bu çalışmanın amacı, 2/B sahalarını, fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsellere ayırmak ve bu taşınmazları 2/B alanı olarak Hazine adına tescil ederken, taşınmazlar üzerinde fiili kullanımı bulunanları ve muhdesatları tespit ederek tapunun beyanlar hanesinde göstermektir. Bu maddeye göre kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı fiilen kullanan kişilerdir.
Somut olay incelendiğinde; yörede 3402 sayılı Kanun’un Ek 4 üncü maddesi uyarınca yapılan ve sonuçları 07.09.2010 ilâ 06.10.2010 tarihleri arasında ilan edilen kadastroda, dava konusu 117 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 626,36 m2, 117 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ise 167,66 m2 yüzölçümünde olarak, her iki taşınmazda 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmak suretiyle ve bahçe vasfıyla … adına tescil edilmiştir.
Davacı … 20.06.1989 tarihli iki ayrı satın alma senedi ile taşınmazları 520 m2 ve 200 m2 olarak … adlı kişiden satın aldığını, arsa olarak emlak vergilerini ödediğini ve taşınmazların kendi fiili kullanımında bulunduğunu ileri sürerek taşınmazlarda lehine kullanıcı şerhi verilmesi için dava açmış ise de bu davadan önce 117 ada 1 parsel için kullanım kadastrosuna itiraz davası açan … lehine Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.01.2013 tarih ve 2012/498 Esas, 2013/18 Karar sayılı kararı ile taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine …’nun fiili kullanımında bulunduğu şerhinin yazılmasına karar verilmiştir. Bu nedenle … davacı tarafından davaya dahil edilmiştir ancak davalı taşınmazlardan 117 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kendi kullanımında bulunduğunu ve yargılama sonunda adına kullanıcı şerhi verildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece mahallinde yapılan keşif esnasında mahalli bilirkişi … davacı …’nün taşınmazı ben aldım diyerek kendisine ait olduğunu belirtip gösterdiğini, muhtar …davacı …’nün kendisine göletin altında yeri olduğunu söylediğini, davacı tanığı …de davacının bu yerlerin kendisine ait olduğunu söyleyip gösterdiğini, 1 parsel üzerindeki keresteleri komşularından kaldırmalarını, 9 parsel üzerindeki barakayı ise yıkacağını söylediğini ifade etmişlerdir.
Tanık anlatımları, dosya içerisine sunulan satış senetleri ve özel parselasyon haritalarına rağmen İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmişse de Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olduğu söylenemez. Yukarıda ifade edildiği üzere kullanım kadastrosu sırasında tapunun beyanlar hanesinde gösterilecek kişinin ekonomik amaca uygun zilyetliği değil fiili kullanım durumu aranacağından dosyada yapılan incelemeler kapsamında asıl dava davacısı … ve dahili davalı …’nun fiili kullanımlarının bulunup bulunmadığını tespite olanaklı değildir. Zira Mahkemece çekişmeli taşınmazların kim tarafından kime satıldığı, tespit tarihi itibari ile dava konusu taşınmazlar üzerinde kimin hangi sebeple fiili kullanım durumu olduğu araştırılmamış, bu hususta dahili davalı …’nun dayandığı satış senedinde satıcı olarak adı geçen …..ile davacı …’ün dayandığı satış senedinde satıcı olarak adı geçen … dinlenilmemiş, dahili davalı …’nun dayandığı satış senedinde satışa konu 287 sayılı özel parselasyona ait taşınmazın akıbeti araştırılmamış, çekişmeli taşınmazların kullanım kadastrosu sırasında tespitin yapıldığı tarih itibarıyla fiili kullanıcısı kesin olarak belirlenmemiştir.
Bu durumda taşınmazlar başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç mahalli bilirkişi, taraf tanıklarının tamamı, tarafların dayandığı satış senetlerindeki satıcı olarak adı geçen kişiler ile fen bilirkişisi eşliğinde yeniden keşif yapılmalı, mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazların kadastro tespit günü itibarıyla fiilen kim veya kimler tarafından, ne zamandan beri, ne şekilde ve ne sıfatla kullanıldığı, kimden kime ne şekilde kaldığı, satışa konu olup olmadığı, kim tarafından kime satıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgileri alınmalı, hangi taşınmazın kime ve ne zaman satıldığı hususunda satıcı olarak adı geçen kişilerin de beyanlarına başvurulmalı, beyanlar arasında aykırılık bulunması hâlinde gerektiğinde yüzleştirme yapılarak çelişki giderilmeye çalışılmalı, fen bilirkişisinden keşfi izlemeye elverişli bilimsel verilere dayalı rapor alınmalı, daha sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek taşınmazların tespitin yapıldığı tarih itibarıyla fiili kullanıcısı kesin olarak belirlenmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.”

