Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
2023/3547 Esas
2023/6122 Karar
11/12/2023
“Mirastan feragat sözleşmesi, mirasbırakan ve müstakbel mirasçı arasında düzenlenen, muhtemel miras hakkından vazgeçmeyi düzenleyen sözleşmedir. Mirastan feragat sözleşmesinin, feragat edenin lehine yapılan kazandırmayı değil, feragat edenin ileride doğması muhtemel mirasçılık sıfatından, mirasbırakanın ölümünden önce vazgeçmesi nedeniyle, sözleşmeyi diğer ölüme bağlı tasarruflardan ayırır. Bu nedenledir ki, mirastan feragat edenin vazgeçtiği hak beklenen haktır. Diğer bir ifadeyle de mirastan feragat sözleşmesi ile feragat eden mirasçı gelecekte kendisine intikal edebileceği muhtemel mirasbırakanın miras hakkına yönelik bekleme durumundan feragat etmesidir. (Antalya O. Gökhan, Sağlam İpek, Miras Hukuku, Ekim 2015, s. 228) Bu bakımdan mirastan feragat sözleşmesi kanunda doğmamış haktan feragatin mümkün olmasına yönelik düzenlenme alanı bulmuştur. Mirastan feragat sözleşmesi ile mirasçı mirasçılığından değil beklenen bir hakkından feragat eder. Zira, miras … mirasbırakanın ölümü anı ile birlikte doğacaktır. (Dural …, Öz Turgut, Miras Hukuku, İstanbul 2021, Filiz Kitabevi, 16. Baskı, s.195)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Mirasın Kazanılması” başlıklı ikinci ayrımının, “A.Kazanma”, “I.Mirasçılar Tarafınadan” alt başlıklı 599 uncu maddesinde mirasın, mirasbırakanın ölümü anında kazanılacağı düzenlenmiştir. Bu bağlamda, TMK’nın 528 inci maddesindeki “mirasçı” ifadesi ile kanunun “muhtemel mirasçı” ya işaret ettiği açıktır. Nitekim, mirasçılık sıfatı mirasbırakanın ölüm anı ile kazanılacak olup, mirasbırakanın sağlığında mirasçılarının kesin olarak bilinebilmesinin mümkün olmadığı tartışmasızdır. Dolayısıyla, mirastan feragat eden muhtemel mirasçının, en yakın sırada veya derecede yer almasına gerek duyulmaksızın, mirasbırakanın birinci zümrede mirasçısı olmasına rağmen, ikinci zümre mirasçıları ile de mirastan feragat sözleşmesi düzenlenmesi mümkündür. (Dural …, Öz Turgut, Miras Hukuku, İstanbul 2016, Filiz Kitabevi, 10. Baskı, s.196)
Davalı-karşı davacı … ile mirasbırakan …’in 02.10.2015 tarihinde evlendikleri, dosya kapsamında tanık olarak dinlenen ve dava konusu sözleşmeyi düzenleyen noter katibi …’ın, dava konusu mirastan feragat sözleşmesinin, tarafların nikah akdinden 15-20 dakika önce imzalandığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan sözleşmenin düzenlenme tarihinde nişanlı olan tarafların nikah merasiminden önce evlilik beklentilerinin yüksek olduğu, nitekim evliliğin gerçeklemesi ve mirasbırakanın ölümü anında, davalı-karşı davacı …’ın mirasçılık sıfatını kazandığı tartışmasızdır. Mirastan feragat sözleşmesi geçerli olarak yapılmakla hüküm ve sonuçlarını mirasbırakanın ölümüyle doğurur. Mirastan feragat eden …, dava konusu sözleşme ile “muhtemel mirasçı” sıfatı ile beklenen … olan miras hakkından feragat etmiş olup, mirasbırakanın ölümü ile mirasçılık sıfatını da kazandığından, sözleşme geçerli şekilde düzenlenmekle hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır.
Açıklanan hususlarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde ise İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince sözleşmenin düzenlediği tarihte davalı-karşı davacı …’ın mirasbırakanla evli olmaması, henüz mirasçılık sıfatı kazanmayan … yönünden sözleşmenin doğmamış haktan feragat niteliğinde olması nedeniyle sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ise de, …’ın, nikah akdinin gerçekleşmesinden 15-20 dakika önce sözleşmeyi imzalaması karşısında evlilik beklentisinin yüksek oluşu, mirasbırakanın ölüm anına kadar ise zaten mirasçılık sıfatının doğmasının mümkün bulunmaması, mirasbırakan …’in ölümü ile mirasçılık sıfatını kazanması nedeniyle dava konusu mirastan feragat sözleşmesinin geçerli olduğu anlaşıldığından, karşı davada mirastan feragat sözleşmesinin iptaline yönelik talebin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.”

