Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
2023/6543 Esas
2024/4164 Karar
03/06/2024
“Davacı kadın, erkeğin kendisine fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet uyguladığını iddia ederek boşanma davası açtığı, İlk Derece Mahkemesince davanın ispat edilemediği gerekçesi ile reddine karar verilmiş olduğu, davacının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kabul edildiği görülmüştür. 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesinde “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır.” hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinde “(1) Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez.” hükmü düzenlenmiştir.
4721 sayılı Kanun’un 184 üncü maddesinde boşanmada yargılama, bu maddedeki kurallar saklı kalmak kaydıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na tâbidir denilmektedir. 4721 sayılı Kanun’un 184 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü bendinde “Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hakimi bağlamaz.” hükmü düzenlenmiş olup bu hükmün tarafın boşanmayı kabul etmesi yada vakıayı ikrar etmesinin tek başına hakimi bağlamayacağı şeklinde anlamak gerekmektedir. Zira aynı maddenin birinci fıkrasının ilk bendinde “Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.”; dördüncü bendinde ise “Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder.” hükmü yer almakta olup madde bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ikrarın delil olma özelliğini ortadan kaldırmadığı gibi hakime dosyanın bütününü serbestçe değerlendirebilme hak ve yetkisi sunduğu sabittir.
Yukarıda anlatılanlar ışığında; Bölge Adliye Mahkemesince davalı erkeğin cevap dilekçesinde “…bir tartışma sonrasında zaten seni sevmiyorum ve sana saygım kalmadı kelimesinin ağzından istem dışı çıktığını, anlık kızgınlıkla söylenen gerçeği yansıtmayan bir beyan…” olduğunu belirtmesi nedeniyle maddî vakı’anın ikrar edildiği ve davacının iddialarının ispatlandığı belirtilerek dava kabul edilmiş ise de TMK m. 184/3 gereğince tarafların boşanma davalarında her türlü ikrarlarının hakimi bağlamayacağı gibi kızgınlıkla söylendiği belirtilen, sebep ve saiki tam olarak açıklanamayan bir sözün kusur olarak kabul edilemeyeceğinden davacının iddiaları ispatlanmış sayılamaz. Davacı iddialarını başka delillerle de ispatlamış değildir. Hal böyle iken Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.”

