Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2019/565 Esas
2022/108 Karar
10/02/2022
“Uyuşmazlığın çözümü için davacı tarafından imzalanan ve davacının maaş hesapları da dâhil banka nezdindeki mevcut ve müstakbel her türlü alacakları ve mevduatları üzerinde, anılan sözleşmelerden kaynaklanan banka alacaklarına ilişkin olarak davalı bankanın bloke, rehin, hapis, virman ve mahsup işlemleri suretiyle alacağını tahsil yetkisini veren Bireysel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin 14.1. maddesi, Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesinin “Hapis, Takas ve Rehin Hakkı” başlıklı 15. maddesi ve Bankacılık Hizmetleri Sözleşme Öncesi Bilgilendirme Formunun 3. maddesi hükümlerinin İİK’nın 83/a maddesi anlamında geçerliliğinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu bağlamda anılan düzenlemeler, temerrüde düşen davacının davalı banka nezdindeki maaş hesapları yönünden, henüz hakkında herhangi bir icra takibi yapılıp kesinleşmeksizin verdiği haczedilemezlikten feragat anlamını taşımakla, İİK’nın 83/a maddesinin açık hükmü gereği geçerli kabul edilemez.
Her ne kadar mahkemece, İİK’nın 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içeren 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesi uyarınca borçlunun haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak verdiği muvafakat ile bu haktan vazgeçilebileceğinin düzenlendiğinden bahisle davalı bankanın, davacının maaş hesabına rehin/bloke konulmasında ve buradaki meblağın davacının borcundan takas ve mahsup ederek tahsil etmesinde sözleşmeye ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı belirtilmiş ise de; 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinin borçlunun emekli maaşı hakkında gerçekleştirilecek olan haciz işlemleriyle ilgili uyuşmazlıklarda uygulama alanı bulan bir hüküm olup davacı gibi çalışanların ücretlerinin haczine dair uyuşmazlıklarda uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Kaldı ki; 5510 sayılı Kanun’un 93. madde hükmü, icra takibinin kesinleşmesinden sonraki aşamayla ilgili olup kıyas yoluyla takip ve haciz öncesi dönemdeki sözleşmelerle borçlunun emekli maaşına dahi kredilerin ödenmesi amacıyla bloke konulmasına veya kesinti yapılmasına yönelik verdiği muvafakatlere de uygulanamaz.
Neticeten yukarıda anılan sözleşmelerin imzalanması sırasında davalı bankaya, anılan sözleşmelerden doğan mevcut ve müstakbel borçların teminatı olarak davacının banka nezdindeki maaş hesaplarından bloke, rehin, hapis, virman ve mahsup işlemleri suretiyle alacağını tahsil yetkisini veren sözleşme hükümleri, İİK’nın 83/a maddesi gereğince geçerli değildir. Bu sebeple mahkemece, davalı banka tarafından davacının maaş hesaplarına bloke konulmasının hukukî dayanağı bulunmadığı gibi geçersiz sözleşme hükümlerine dayalı ve İİK’nın 83. maddesine aykırı bir şekilde tahsil edilen meblağın davacıya iadesi gerektiği nazara alınarak yapılacak değerlendirme sonucu hâsıl olan sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin esas alınması gerektiği, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği yönünde görüş ileri sürülmüş ise de bu görüş, yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca; mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”

