Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
2023/8763 Esas
2024/2370 Karar
03/04/2024
“Yargılamanın iadesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddî anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur (Baki, Kuru: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt V, s. 5165).
Belirtmek gerekir ki, karar kesinleşmiş olsa dahi bazı yargısal hatalar çok ağır olabilir, toplum vicdanını derin bir şekilde zedeleyebilir ve hukuk düzenine duyulan güveni ortadan kaldırabilir. Bu ağır ve kabulü zor hataların karar kesinleştikten sonra anlaşılması hâlinde dahi, kararı ayakta tutmaya çalışmak, kesinleşmenin amaçladığı hukuki güvenliği zedeleyecek, hukuk barışını bozacak, adalet hissine dokunacaktır. Yargılama sırasında meydana gelen hatalar ve eksiklikler çok ağır ise bu tür kararlara karşı olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın iadesi (veya yargılamanın yenilenmesi ya da iade-i muhakeme) yolu kabul edilmiştir (Muhammet, Özekes: Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2323, 2324).
Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddî olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddî olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddî olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddî olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK. E.2013/4-1008-K.2014/490)
4721 sayılı Kanunun 166 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir, Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacı kadının anlaşmalı boşanma davası yargılamasında boşanmak istememesine rağmen davalı erkeğin, ortak çocukları ve davacı kadını korkutacak şekilde tehdit ettiği, hem kendisi hem de kızının can güvenliği, ölüm tehdidi ve korkusu ile davalı erkeğin istediği şekilde ve şartlarda anlaşmalı boşanmayı kabul etmek zorunda kaldığı, kadının ailesinin yanına dönünce suç duyurusunda bulunduğu ve Amasra Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/97 E. sayılı dosyası ile erkeğin “tehdit” suçunun gerçekleştirdiğinin sabit olması nedeniyle davalı erkeğin cezalandırılmasına karar verildiği, taraflar arasındaki gerçekleşen anlaşmalı boşanma davasında davacı kadının iradesinin serbestçe açıklanmadığının ispat edildiği, davacı kadın için yargılamanın iadesi şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır. O halde davacının iradesinin sakatlanması nedeniyle yargılamanın iadesi talebinin kabulü ile davanın esası hakkında yeniden yargılama yapılıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde olmadığından, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.”

