Yargıtay 9.Hukuk Dairesi
2016/26856 Esas
2019/22796 Karar
19/12/2019
“4857 sayılı İş Kanununun 25inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi dava dilekçesinde, feshe dayanak yapılan evrak fotokopilerini zaten kendisinde var olan evrakları güncellemek amacıyla çektiğini ileri sürmektedir. … davacı tanığı olarak alınan beyanında, “.. Bu kontrollü belgeler işveren tarafından sadece sorumlu kişilere verilmektedir. Ben de o sorumlu kişilerden biri olduğum için bu belgeler bende de mevcuttu. Bu belgeleri ben odamda saklıyordum. Benim ve davacının bu belgeleri izinsiz olarak dışarıya çıkartıldığı yönündeki iddia gerçek değildir. Bu belgeler davacı tarafından davalı iş yerinde herkesin huzurunda kopyalandığı hususu doğrudur. Davacı benden izin almadan bu evrakları kopyalamaması gerekirdi. Kendisine sorduğumda evrakları güncellemek amacıyla kopyaladığını söyledi. Dediğim gibi bu evraklar benim odamda idi. Ancak davacı yanımda çalıştığı için rahat bir şekilde odaya girerek bu belgeleri ulaşabiliyordu. Ayrıca bu belgelerin kopyalanmaması gerektiği yönünde tüm çalışanlara sözlü olarak uyarı yapılmıştır…” demiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının işyerinde çalışırken işverene ait belgeleri fotokopi çekmek suretiyle kopyaladığı, bu belgelerin fotokopilerinin çekilmesinde yetkisi ve izni bulunmadığının bizzat davacı tanığı K1. tarafından ifade edildiği, davacının bu eyleminin doğruluk ve bağlılığa aykırı olduğu anlaşıldığından mahkemece davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”

