Yargıtay 22.Hukuk Dairesi
2017/27244 Esas
2020/1374 Karar
03/02/2020
“Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da, iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Sözleşmenin feshi anı, yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi, bir başka anlatımla izin ücretine hak kazanma zamanı olarak Kanunda belirtilmiştir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur, ancak faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.
Somut olayda, davacının yıllık izin alacağı hükme esas alınan bilrikişi raporunda 70 gün üzerinden hesaplanmış olup, davacının ücret bordrolarında yıllık izin ücreti tahakkukları bulunmakla birlikte bordrolarda imza bulunmadığından dikkate alınmamıştır. Ayrıcay yine dosya içinde yer alan davacının imzasının bulunduğu yıllık izin kullanımına ilişkin belgelere göre; 31/10/2011-19/11/2011 arası 14, 09/07/2012 tarihinden itibaren 6 gün, 20/05/2013/24/05/2013 arası 4 gün, 09/07/2013-12/07/2013 arası 4 gün olmak üzere 28 gün yıllık izin kullandığı ve imzasız bordrolarda tahakkuk olan tarihler ile aynı tarihlere denk geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıya söz konusu ödemelerin yapılıp yapılmadığının ve yıllık izin kullanımına ilişkin imzası bulunan belgelere karşı diyeceklerinin sorularak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.”

