Yargıtay 8.Hukuk Dairesi
2011/5257 Esas
2011/5888 Karar
15/01/2011
“Davacı taraf, TMK’nın 236/2. maddesinin olayda uygulanmasını istemiş olup, zina (TMK’nın161. m.) veya hayata kast (TMK’nın162. m.) nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Taraflar arasındaki boşanma davası sadakatsizlikten kaynaklanan şiddetli geçimsizliğe dayalı (TMK’nın 163 ve166. m.) olarak açılmış, boşanma ile sonuçlanmış ve kesinleşmiştir. Bu nedenle TMK’nın 236/2. maddesinin olayda uygulanma imkanı da yoktur. Davacı tarafın davalıya verdiğini ve davalının da meskenin ve ev eşyalarının alımında kullandığını iddia ettiği emekli ikramiyesi ile ilgili ancak sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası açma veya evlilik birliği içinde edinilen malvarlığının alımı, iyileştirilmesi ve korunmasında kullanılması halinde alım tarihine göre katkı payı veya değer artış payı isteme imkanı olup katılma alacağı talep edebilmesi de mümkün değildir.
Bundan ayrı davacı vekili, davacının ev işlerini yapmasından kaynaklanan alacak isteğinde de bulunmuş ise de kadının, ev kadını olarak, evin yemek ve temizlik işlerini yapması, çocukların bakımını üstlenmesi kanunun aradığı anlamda doğrudan maddi bir katkı sayılamaz. Bu bakımdan davacının bu isteği de yerinde değildir. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, az yukarıdaki açıklamalar gözönünde bulundurularak mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulduğuna göre katılma yolu ile davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıda yazılı husus dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden hükmün esasının ONANMASINA karar verilmiştir.”

