Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2019/303 Esas
2022/180 Karar
22/02/2022
“Arsa sahiplerince yapı denetim şirketine yapılan ödeme, yüklenici namına değil, kendi nam ve hesaplarına yapılan bir ödeme olduğu gibi yapı denetim hizmet bedeli, sözleşme ve ekleri ile mevzuata uygun olarak tamamlanması taahhüt edilen binada eksik ya da ayıplı bir imalatın karşılığı da değildir. Kanun’dan kaynaklanan yapı denetim ücretinden arsa sahipleri sorumlu olup, yapı denetim hizmet bedeli, nama ifa kapsamında değerlendirilemez.
“SGK prim borcunun nama ifa kapsamında kabul edilip edilmeyeceği” hakkındaki uyuşmazlığa gelince; dava konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 28. maddesinde açıkça yüklenicinin iskân ruhsatını almakla yükümlü olduğu kararlaştırılmış; Altındağ Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün mahkemeye gönderdiği “Bina İnşaatı. Hk.” konulu 05.04.2013 tarihli yazısında, sözleşme konusu taşınmaza iskân ruhsatı alınabilmesi için gerekli olmasına rağmen, belediye arşiv dosyasında SGK ilişiksiz belgesinin bulunmadığı ve eksik olduğu belirtilmiştir.
Buna göre sözleşme gereğince yapı kullanma izin belgesini almayı üstlenen yüklenicinin yapma borcu kapsamında olan bu edimini ifa edebilmesi için prim borçlarını ödeyerek SGK’dan ilişiksizlik belgesini eş deyişle borcu yoktur yazısını alıp belediyeye ibraz etmesi gerekir. Başka bir anlatımla iskân ruhsatını almakla yükümlü olan davalı yüklenici, SGK prim borcunu da ödemek zorundadır. Dosyada bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün “İşyeri Hakkında” konulu 03.04.2013 tarihli yazısı ile prim borcunun ödenmediği sabittir. Dolayısıyla mahkemece yüklenici tarafından ödenmemiş olan sigorta prim borcu nama ifa kapsamında değerlendirilerek arsa sahiplerinin SGK prim borcu bakımından nama ifaya izin ve yetki verilmesine ilişkin talepleri kabul edilmelidir.
Öte yandan mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda; nama ifa kapsamında eksik ve kusurların giderilmesi için gerekli masraflara harcanmak üzere satışına izin verilmesi talep edilen iki nolu bağımsız bölümün değeri 65.000TL, üç nolu bağımsız bölümün değeri ise 75.000TL olarak belirlenmiş; binadaki noksanlıkların giderilip, binanın projesine ve sözleşmeye uygun hâle getirilerek iskân ruhsatının alınabilmesi için gerekli olan masraf tutarı yapı denetim hizmet bedeli 42.770,45TL dahil edilerek toplam 111.800,31TL hesaplanmıştır. Bu bedelden nama ifa kapsamına girmeyen ve arsa sahipleri tarafından ödenmesi gereken 42.770,45TL düşüldüğünde sarfedilmesi gereken masraf tutarı 69.029,86TL kalmaktadır.
Yapılan bu hesaplama doğrultusunda her ne kadar Özel Dairece yükleniciye ait olan iki ve üç nolu bağımsız bölümlerin birlikte satılması hâlinde nama ifanın ancak gerçekleştirileceği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de; mahkemece nama ifa için her iki dairenin satışına izin verilmesi gerekli olmayıp, bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan 69.029,86TL masrafa karşılık 75.000TL kıymet takdir edilen üç nolu bağımsız bölümün satışına izin verilmesi yeterlidir. İskân için gerekli giderlerin karşılanması açısından satılması gereken bağımsız bölüm, iki numaralı daire yerine üç nolu daire olmalıdır.
Ayrıca vurgulanması gereken diğer konu ise, mahkemece nama ifaya izin verilirken infazda tereddüde mahal vermeyecek şekilde hüküm fıkrasında eksik ve ayıplı iş kalemleri ile diğer borç ve masrafların her birinin tek tek belirtilip gösterilmesi, toplam tutarı 69.029,86TL olan bu giderlerin karşılanması için de yükleniciye ait olan üç nolu bağımsız bölümün satışına yetki ve izin verilmesi gerekirken,“…toplam 22.303.27TL’nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine…” denilerek tahsil şeklinde eda hükmü kurulması da doğru olmamıştır. Diğer taraftan asıl dava tarihi 12.06.2012, birleşen dava tarihi ise 05.07.2013 olmasına rağmen, direnmeye esas gerekçeli karar başlığında asıl dava tarihi 12.06.2013 olarak hatalı gösterilmiş, birleşen dava tarihi de hiç yazılmamış ise de, bu hususlar mahallinde düzeltilebilir maddî hata niteliğinde olup, esasa etkili olmadığından ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır. Hâl böyle olunca; direnme kararı yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır.”

