Yargıtay 2.Hukuk Dairesi
2023/531 Esas
2024/892 Karar
15/02/2024
“İki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu malın satın alma bedeli, bunun krediyle ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, malın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu/trafik kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri mal varlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kurulundan da yardım alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan kanuni düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; somut olayda, Mahkemece, tasfiye konusu taşınmazın edinilmesinde kullanılan kredinin taşınmazın borcu olduğuna yönelik kabulü yerinde ise de, katılma alacağı hesabı hatalı olmuştur. Şöyle ki, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu getirtilmeden, kullanılan kredinin kaç ay vadeli olduğu ve kaç aylık taksitin evlilik birliği içinde ödendiği belirlenmeden, Mahkeme taşınmazın güncel değerinden (333.000,00 TL) boşanma dava tarihinden sonra ödenen kredi bedelinin (39.631,00 TL) güncellenmiş değerinin (79.428,77 TL) düşülerek artık değerin ve artık değere katılma alacağının hesaplandığı, taşınmazın evlilik birliği içinde yapılan kredi ödemesi oranlamasının yapılmadığı; ayrıca taşınmazın edinme tarihindeki değeri belirlenmeden taşınmazın edinme bedelinin tamamının kredi ile karşılandığı kabul edilerek hesaplamanın yapıldığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, yukarıda açıklanan Dairemizin ilke ve uygulamalarına göre, öncelikle ilgili bankadan kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu getirtilmesi, sonra tasfiye konusu taşınmazın edinme değeri belirlenerek tamamının kredi ile karşılanıp karşılanmadığının belirlenmesi, tamamının kredi ile karşılanmadığının tespit edilmesi halinde kredi dışı yapılan ödemenin (peşinat) aksi iddia ve ispat edilemediğine göre edinilmiş maldan karşılandığı kabul edilerek peşinat ile evlilik birliği içinde yapılan kredi ödemelerinin toplam kredi ödemelerindeki oranı ile edinme değerlerine oranlaması yapılarak sonucuna göre artık değerin ve artık değere katılma alacağına hesaplanması gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.”

