Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2019/854 Esas
2022/200 Karar
24/02/2022
“Davacının, davalı eşinin boşanma davası açıldıktan sonra dava konusu taşınmazın danışıklı olarak davalılara devredildiği iddiasıyla eldeki davayı açmıştır. Davacının bu davayı açmaktaki amacı, açtığı dava sonucu hak kazanacağı alacağını alabilmeye yönelik olarak, danışıklı olduğunu ileri sürdüğü hukukî işlemlerin kendisi yönünden geçersizliğini sağlayarak alacağına kavuşmaktır. Davacı taraf dilekçesini yalnızca borçlu ile ara kayıt maliklerine yöneltmiş ve satışın kısa süreli yapılmasını gerekçe göstermiş ise de; davanın açılış amacı ve somut olayın niteliğine göre son kayıt maliki ile ara malik arasında şekli bakımdan zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu kuşkusuzdur. Davacı son kayıt malikinin de muvazaalı olarak satın aldığı iddiasında ise taşınmaz birçok defa el değiştirdiğinden kötü niyet zincirinin tespiti, araya iyi niyetli kişilerin girmesi suretiyle bu zincirin kopup davacı ile son malik arasında mülkiyet yönünden hukukî irtibatın kesilip kesilmediği ve muvazaanın ispatı bakımından son kayıt maliki yanında diğer ara maliklerin tümünün davalı gösterilmesi gerekmekte olup, anılan şahsın (ya da şahısların) davaya dahilinin sağlanması için davacı tarafa süre verilmelidir. Hukukî yarar da bir dava şartı olup, davacının bu davayı açmakta hukukî yararının bulunup bulunmadığı ise davacının alacağının olduğunun saptanması ile mümkün olacaktır. Davacının bir alacağının bulunup bulunmadığı yani hukukî yararının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından davacı ve davalı … arasındaki mal tasfiyesi davasının sonucu beklenmelidir. Bu durumda davacıya muvazaa iddiasının kapsamı sorularak mahkemece, davalı … ile şekli bakımdan dahil olması gereken diğer davalıların yukarıda anlatılan usule göre davaya dahilinin sağlanması, mal tasfiyesine ilişkin davanın sonucunun beklenmesi, alacağın varlığı sabit olduğu ve davalıların tümü yönünden muvazaa olgusu ispat edildiği takdirde davanın kabulüne, aksi hâlde davanın reddine karar verilmelidir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; muvazaa nedenine dayalı açılan tapu iptal davalarının zamanaşımı ya da hak düşürücü süreye tabi olmadığı, muvazaa iddiasının her zaman ileri sürülebileceği, taşınmazın eldeki dava açıldıktan yaklaşık bir yıl önce el değiştirdiği, istem tapunun iptali ve tescile yönelik olduğundan hükmün infazı bakımından davanın son kayıt malikine karşı açılması gerektiği, somut olayın niteliği ve davacının talebi gereği ara kayıt maliklerine davanın yöneltilmesinin gerekmediği, davalıların taraf sıfatlarının bulunmadığından verilen ret kararının yerinde olduğu ve hükmün onanması gerektiği görüşü ile; diğer davalıların ancak asıl hasım olması gereken son kayıt maliki yanında zorunlu dava arkadaşı olabileceği, taşınmazın dava açılmadan önce devredildiği, bu durumda davacıya son kayıt malikine ayrı dava açması için süre verilmesi, açılacak davanın da işbu dava ile birleştirilmesi ve sonrasında da davacının hukukî yararının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından mal tasfiyesine yönelik davanın da sonucunun beklenmesi gerektiğinden direnme kararının bu farklı değişik gerekçe ile bozulması gerektiği yönünde görüşler ileri sürülmüş ise de; bu görüşler yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. O hâlde direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmektedir.”

