Yargıtay 13.Hukuk Dairesi
2018/1461 Esas
2020/4901 Karar
18/06/2020
“Davacı, 30/09/2006 vade tarihli, 2.700,00 TL bedelli zamanaşımına uğramış senede dayanarak ilamsız icra takibinde bulunmuş, davalı ise takibe konu bononun zamanaşımına uğradığını, davacıya bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de; takibe dayanak yapılan senet zamanaşımına uğramış olduğundan yazılı delil başlangıcı niteliğini taşır ve asıl borç ilişkisi tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir. Davacı tarafından tek tanık olarak abisi bildirilmiş olup mahkemece de tanık dinlenmiştir. Dinlenen tanık beyanında; davalının iş yeri komşusu olduğunu, kendisinin davacı ile birlikte aynı iş yerinde çalıştığını, 7-8 yıl kadar önce davalının davacıdan borç para aldığını, karşılığında da icra takibine konu senedi verdiğini, borç miktarının 2.700,00 TL olduğunu, davacı ile davalının arasında ticari ilişki olduğunu ancak icra takibine konu senedin ticari ilişki nedeniyle verilmediğini beyan etmiştir. Mahkeme gerekçesinde; tanığın borç nedeniyle bonoyu verdiğini iddia ettiği ve bu iddiasını yazılı herhangi bir delil ile ispatlanamadığı belirtilmiş olmasına rağmen tanığın beyanına neden itibar edilmediği tartışılmamıştır. Hal böyle olunca; mahkemece tüm deliller bir arada değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.”

