Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2017/873 Esas
2022/605 Karar
26/04/2022
“Takas ve mahsup farklı kavramlardır. Takasta karşılıklı aynı cins muaccel alacak ve borç söz konusu olduğu hâlde, mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Mahsupta mahsup hakkına sahip olan taraf bu hakkını karşı taraf alacağını kendisinden istemedikçe ileri süremez (Uygur, s. 940). Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı kooperatifçe aidat alacağı ve gecikme faizinin ödenmediği iddiası ile davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı ile icra inkâr tazminatının tahsili istemiyle açılan eldeki davada, davalı şirketin takibe itiraz dilekçesi ile süresi içinde dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde davacıya borçlu değil, aksine davacıdan alacaklı olduğunu savunarak takas def’inde bulunduğu görülmektedir.
Davalının takas alacağına konu Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/443E. sırasında kayıtlı ve bozmadan sonra 2021/331 E. numarasını alarak derdest olan asıl davada davacı kooperatifin, davalı şirket ile düzenledikleri eser sözleşmesi uyarınca fazla ödeme yapıldığından bahisle davalı tarafından aleyhine başlatılan ve itiraz edilmeksizin kesinleşen takip dayanağı senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, bu dava ile birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/341 E. sayılı davasında ise yüklenici şirketin yaptığı imalatlar karşılığında ödenmeyen alacağının bulunduğunu ileri sürerek kooperatif aleyhine alacağın tahsili için dava açtığı, mahkemece yapılan yargılama sonucu iş sahibi kooperatifin menfi tespit istemli asıl davasının reddine, birleşen alacak davasının ise kısmen kabulüne karar verildiği, asıl davada davacı/birleşen davada davalı olan kooperatifin temyiz istemi üzerine davanın kanun yolu denetiminde ve derdest olduğu anlaşılmaktadır.
Şu hâlde, eldeki dava ile davalı şirketin takas def’i olarak ileri sürdüğü Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/443 E. sayılı davasının taraflarının aynı ve alacakların karşılıklı olduğu, her iki dava konusunun aynı cins alacaktan kaynaklanıp, davalının başka bir hukukî ilişkiden doğan karşı alacağına dayandığı, alacağın çekişmeli ve başka bir davaya konu olmasının takas def’ine engel olmayacağı, somut olayda mülga BK’nın 118. maddesinde düzenlenen takasa ilişkin tüm koşullarının gerçekleştiği gözetildiğinde, mahkemece davalı şirketin takas savunması değerlendirilerek takas alacağının temeli olan Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/443 E. sayılı derdest davanın sonuçlanmasının ve kesinleşmesinin beklenilmesi suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davalı şirketin başka bir davaya konu edilen alacağının varlığının ve miktarının o davada yapılacak yargılama neticesinde ortaya çıkarılacağı ve eldeki davada takas talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmesi isabetli değildir. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki belge ve delillere, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

