Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2017/1436 Esas
2022/267 Karar
08/03/2022
“Somut olay değerlendirildiğinde; davalı (alacaklı) … tarafından davacı (borçlu) aleyhine İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2004/7168 E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, ödeme emrinin takip talebinde ve bonoda borçlu adresi olarak gösterilen “Yeni Mah. Gazi Sok. No: 22 Devrek/Zonguldak” adresine çıkartıldığı, mahalle muhtarı vekilinin “muhatabın gösterilen adreste tanınmadığı” beyanına istinaden tebligatın iade edildiği, bunun üzerine alacaklı vekili tarafından borçlunun yeni adresi olarak bildirilen “Merkez Mah. 67800 No:15, Çağlar, Devrek/Zonguldak” adresine ödeme emri tebliğe çıkartıldığı, ancak “muhatabın yurt dışında olduğu tespit edilmiş olup tebliği mümkün olmadığından…” şeklinde meşruhata binaen düzenlenen tutanakla iade edildiği, bunun üzerine borçlunun yeni adresi olarak bildirilen “İnönü Mah. 30/7 Sok. No:26 Bağcılar/İstanbul” adresine ödeme emri tebliğe çıkartılarak muhatabın gerçekte amca oğlu olmayan kişiye tebliğ edilerek takibin kesinleştirildiği, takibin kesinleşmesinden sonra kıymet takdir raporunun da aynı adreste muhatabın gerçekte eşi olmayan fakat eşi olduğunu belirten kişiye tebliğ edildiği, böylece davacıya ait bağımsız bölümün açık artırma yoluyla satıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı … aleyhine, icra müdürünün usulsüz tebligata rağmen icra takibini kesinleştirdiği, gerekli özeni göstermediği ve icra müdürünün de kusurunun bulunduğu gerekçesiyle eldeki dava açılmıştır. Muhatabın yurt dışında olduğu belirtilmesine rağmen gerekli prosedürler izlenmeden tebligat yapılarak Tebligat Kanunu hükümlerine açıkça aykırı davranılması, muhatap adına tebligat yapılan kişilerin gerçekte var olup olmadıklarını araştırılmaması ve usulsüz tebligata rağmen icra takibinin kesinleştirilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde icra dairesi görevlilerinin kusurlu olduklarının kabulü ile davalı … Bakanlığının sorumluluğu benimsenerek davacının uğradığı zararın karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; icra memurunun eyleminde haksız fiil koşulları bulunmadığından kusursuz sorumluluğu bulunan idarenin de tazminat ödeme yükümlülüğü doğmayacağı, posta memuru tarafından tebliğ yapılan kişilerin kimliği kontrol edilmeden ve gerekli araştırmalar yapılmadan tebliğ yapılmasının tebliğ memurunun ağır kusuru olduğu, üçüncü kişinin ağır kusuru illiyet bağını keseceğinden idarenin kusursuz sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, davalı … yönünden Özel Daire bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken direnme kararı verilmesinin doğru olmadığı, açıklanan nedenlerle direnme kararının bozulması gerektiği yönünde görüş ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca; yerel mahkemece yukarıda açıklanan hususlara değinilerek verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir.”

