Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2017/958 Esas
2019/1285 Karar
03/12/2019
“Somut olaya gelindiğinde; davacı kadın düğünde kendisine takılan altınların ve evliliği sırasında kayınvalidesine bakması karşılığında elde ettiği altın ve paraların davalı tarafından çeşitli bahanelerle geri verme vaadiyle alındığını ancak iade edilmediğini iddia etmiş, davalı koca ise, iddiaları tümüyle inkâr etmekle birlikte, ziynet eşyalarının davacıda olduğunu savunmuştur. Ziynetin kadına ait olduğu ve kadının yanından ayırmayacağı, giderken de yanında götüreceği karine olmakla birlikte somut olayda, henüz evden ayrılmadan evlilik birliği sırasında koca tarafından çeşitli bahanelerle ve geri verileceği vaadiyle alındığı iddia edilmiş olmakla, ispat yükünün yer değiştirdiğinden bahsedilemez.
İspat külfetinin hangi tarafta olduğu hususunun, yukarıda bahsedilen hukuki düzenleme çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Buna göre, ziynet eşyalarının iade edilmediği vakıasından lehine hak çıkartan taraf davacı kadındır. Dolayısı ile davacı kadının ziynetlerin kendisine iade edilmediğini kanıtlaması gerekir.
Yargılama sırasında dinlenilen tanık ifadeleri ele alındığında, davacının kardeşi tanık …’nın “Düğünden bir yıl sonra kocası bileziklerle çeyrek altınları tarla alacağım sana sonra iade edeceğim diyerek ablamın elinden aldı, ancak iade etmedi…evlilik sürerken eşi ablama kayınvalidesine baktığı için 4 tane burma bilezik almış, ayrıca da 3.000TL para vermeyi vaad etmiş, 3.000TL’yi vermedi, bilezikleri de daha sonra araba alacağım diye elinden almış, onları da geri vermedi” şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşılmasıyla birlikte Özel Daire bozma kararında da işaret edildiği üzere asıl olan tanıkların doğru söylediğinin kabulü olduğundan davacının iddialarını tanık beyanlarıyla ispatladığının kabulü gerekir. Ne var ki, Özel Daire bozma kararında ispat yükünün ters çevrilerek davalıya yüklenmesi usul kurallarıyla çelişmektedir. Hâl böyle olunca mahkemece, davacının iddialarını karşılayacak şekilde ziynetlerin bedellerinin tespiti amacıyla denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.”

