Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2017/1512 Esas
2020/835 Karar
04/11/2020
“Hem eldeki davada hem de boşanma davasında dinlenen davalı tanıklarından … ise, davalı ve davalının babası ile birlikte cuma sabahı İzmir’den İstanbul’a iş seyahatine gittiklerini, takip eden pazar akşamı geri döndüklerini, davalının perşembe akşamı eşinin kendisine çok dırdır ettiğini ve bu nedenle ayrı yattıklarını söylediğini ifade etmiştir. Davalı tanıklarından … ise kesinleşen boşanma davasındaki ifadesinde, davalı İstanbul’dan iş seyahatinden döndükten sonra eşinin bir kısım şahsî eşyalarını alarak evden ayrıldığını söyleyen davalının evine gittiğini, kendisinin yanında davalının evi gezdiğini ve eşinin özel eşyalarını götürmüş olduğunu beyan etmiş; eldeki davadaki ifadesinde ise, arkadaşı davalı ile birlikte eve gidip baktığında davacının şahsî eşyalarının evde olmadığını gördüğünü, davalının kasanın da olduğunu söylediğini ve kasayı alıp salladığında içinin boş olduğunu anlattığını, kendisinin de orada olduğunu, davalının kasanın anahtarının davacıda durduğunu söylediğini, bu kasanın küçük bir kasa olduğunu, bir kişinin rahatlıkla kaldırıp sallayacağı boyutta bir kasa olduğunu beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamı, davacı tanık beyanları ve özellikle davalı tanığı …’ın beyanı ile düğün gecesi takılan ziynet eşyalarının davalı tarafta kaldığı ve davacının davalıdan gördüğü şiddet nedeniyle şahsî eşyalarını dahi alamadan gece yarısı ortak evden ayrılarak ailesinin yanına sığındığı, dava konusu ziynetlerin davacıya iade edilmediği anlaşılmaktadır.
Kaldı ki, taraflar arasında kesinleşen boşanma davasında verilen hüküm ve bu hükme esas alınan tanık beyanları ile eldeki davada dinlenilen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacı kadının en son davalı kocadan gördüğü şiddet nedeniyle şahsî eşyalarını dahi alamadan gece yarısı müşterek evden ayrılarak ailesinin yanına sığındığı, davalının ise sonraki gün iş seyahatine çıktığı anlaşılmaktadır. İstikrar kazanmış Yargıtay uygulamasına göre de, davalının cevabında iddia ettiği gibi evde davacıya ait bir kasa olsa bile davacının bu durumdayken -şahsî eşyalarını dahi alamamışken- kasa ve/veya kasadaki ziynet eşyalarını yanında götürdüğünün kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; ispat külfetinin davacıda olduğu, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtilen hayatın olağan akışına göre üzerinde bulundurması gerekli ziynetlerinin davalıda olup kendisine iade edilmediği vakıasını ispat edemediği, ispat edilemeyen vakıanın aksinin ispatının davalıya yükletilemeyeceği ve dayanılmayan vakıanın resen dikkate alınamayacağı gerekçesiyle direnme kararının değişik gerekçe ile onanması gerektiği görüşleri ileri sürülmüşse de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
O hâlde mahkemece ispat yükünün davalı tarafa ait olan eldeki davada, davalı tarafın ziynet eşyalarını davacı tarafa teslim ettiğini ispat etmesi gerektiği gözetilmeden, davanın davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine dair direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”

