Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
2022/6849 Esas
2024/891 Karar
08/02/2024
“Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. Davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak tahsil talebinde bulunmuş; cevaba cevap dilekçesinde açıkça davanın kısmi alacak davası olduğunu ifade ettiği gibi, 08.07.2020 tarihli dilekçesini de talep arttırım dilekçesi olarak değil ıslah dilekçesi olarak dosyaya ibraz etmiştir. Bu itibarla işbu davanın kısmi alacak davası olduğu kabul edilerek ıslahla arttırılan miktar yönünden zaman aşımı def’inin değerlendirilmesi gerekirken, davanın belirsiz alacak davası olduğu gerekçesi ile zaman aşımı def’inin reddi yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, davacı vekili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 190.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiş olup talebinin ne kadarlık kısmının komisyon alacağı, ne kadarlık kısmının cezai şart alacağı olduğunu da açıklamamış; Mahkemece de davacı tarafa bu husus açıklatılmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yine Mahkemece 14.07.2020 tarihli celsede cezai şarta ilişkin talebin atiye terk edildiği belirtilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiş ise de; usul hukukumuzda atiye terk müessesesi bulunmamaktadır.
Davacı vekilinin amacı 6100 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinde düzenlenen davanın geri alınması olup davacının davasını geri alabilmesi için davalının buna açıkça muvafakat etmesi gerekmektedir. Mahkemece, davacı vekilinin bu beyanına karşı davalı taraftan diyecekleri sorulmadan, davacı vekilinin bu talep yönünden davasını geri alma iradesi nazara alınmaksızın ve 14.07.2020 tarihli ara kararla da çelişki oluşturacak şekilde cezai şart talebi yönünden esasa ilişkin bir değerlendirme yapılarak ret kararı verilmesi isabetli olmamış hükmün açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.”

