Yargıtay 12.Hukuk Dairesi
2025/3197 Esas
2025/4761 Karar
“Somut olayda, şikayet eden şirkete gönderilen İİK 89/3 haciz ihbarnamesinin tebliğ mazbatasında “… muhatabın çarşıda olduğu bilgisinin komşu …’nin imzalı beyanından öğrenildiği, evrakın mahalle muhtarına teslim edildiği, haber kağıdının kapısına yapıştırıldığı, en yakın komşusu …’ye haber verildi,” şerhi ile tebliğ edildiği, tebliğ mazbatasında muhatabın çarşıda olduğu bilgisinin komşu …’nin imzalı beyanından öğrenildiği ve en yakın komşusu olarak yine aynı kişiye haber verildiği şerhi olmasına rağmen …’nin tebliğ mazbatasında imzasının bulunmadığı, imzadan imtina etti ise bu hususun da mazbataya yazılmadığı, İİK 89/2 haciz ihbarnamesine ilişkin tebliğ mazbatasında da aynı şerhlerin imzasız beyanından anlaşıldığının şerh düşüldüğü, ancak imzasının alındığı, sonra imzasının iptal edildiği, İİK 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ mazbatasında da yine muhatabın çarşıda olduğu şerhi ile evrakın muhtara bırakılarak, en yakın komşu olarak …’ye haber verildiği şerhi ile tebliğ edildiği, bu mazbatada da haber bırakılan kişinin imzası olmadığı gibi imzadan imtina ettiğinin de yazılmadığı, her ne kadar şirketin kapalı olması durumunda muhatabın adreste bulunmama nedeninin araştırılması gerekmemekte ise de, komşuya haber verme yükümlülüğünün devam ettiği, Dairemiz uygulamalarında Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesinin tüm koşullarının sıkı bir şekilde uygulanmayacağı belirtilmiş olmakla beraber bunun haber verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, tebligatın sıhhatinin değerlendirilmesi yönünden ise, haber verilen kişinin isminin ve sıfatının usulüne uygun bir şekilde tutanağa geçirilmesi gerektiğinin kabulü gerektiği, buna göre anılı tebligatta haber verilen kişinin ismi en yakın komşu olarak yazılmış ise de bu kişinin fazlaca bağımsız bölümün olduğu iş hanının bina görevlisi olduğunun anlaşıldığı, iş merkezi bina görevlisinin ise komşu olarak değerlendirilemeyeceği, tebligatların bu hali ile usulsüz olduğu, dolayısı ile Bölge Adliye Mahkemesince istinafın esastan reddine karar verilmesi gerekirken, belirtilen şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”

