Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2023/490 Esas
2024/468 Karar
25/09/2024
“Yargıtayın manevi tazminatı gerektirmeyen evlilik birliğine ilişkin uygulamalarına göre salt boşanma kararı verilmiş olması olgusu nedeniyle manevi tazminat verilemez. Salt boşanmış olmak, kişilik haklarına saldırı niteliği taşımaz. Boşanma kararı verilmiş olması manevi tazminat ödenmesine gerekçe yapılamaz. Zira evliliğin sona ermesi, tek başına kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilemez. Aynı şekilde birlik görevlerini yerine getirmemek, evin ihtiyaçları ile ilgilenmemek, ev kirasını veya faturaları ödememek, evi sebepsiz terk etmek, eve bakmamak, eve geç gelmek, bağımsız konut temin etmemek, birlikte yaşamaktan kaçınmak, çalışmamak, sık iş değiştirmek, malî yükümlülükleri yerine getirmemek, dava açarak fiili ayrılığa sebebiyet vermek gibi kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu kabul edilmeyen kusurlu davranışlar nedeniyle manevi tazminat ödenmesine karar verilemez.
Ne var ki somut olaya gelindiğinde; erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği gibi dinlenen tanık beyanlarına göre davacının rahatsızlığı ile komşularının ilgilendiği, hastaneye götürülmesi gerektiğinde komşuları tarafından götürüldüğü, hasta olduğu zamanlarda arkadaşının kredi kartını kullanmak zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Kanun’un 185 inci maddesine göre, evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu el birliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Evliliğin devamı süresince eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar. Türk hukukunda evliliğin temel kuralı olan 4721 sayılı Kanun’un 185 inci maddesi ile eşlerin evlenme ile birlikte elde ettiği haklar ve buna karşılık yerine getirmekle zorunlu oldukları yükümlülükler düzenleme altına alınmıştır. Bu hükme göre eşler birbirlerine karşı fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet uygulayamazlar. Bir evlilikte; sevgi, ilgi, destek, değer ve benzeri duygusal ihtiyaçların keyfi şekilde karşılanmaması hâlinde orada “psikolojik şiddet” söz konusudur. Psikolojik şiddet kişilik hakları açısından saldırı niteliği taşıdığından, evlilik birliğinin sona ermesiyle birlikte manevi tazminat ödenmesini gerektirir. Eldeki davada erkeğin, eşinin hastalığı ile ilgilenmeyerek kadını başkalarının yardımına muhtaç bırakması şeklindeki duygusal şiddet barındıran kusurlu davranışı ile kadının kişilik haklarının saldırıya uğradığı belirgin olup, kadın yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmetmek gerekirken, talebin tümden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. “Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.

