Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2023/852 Esas
2024/320 Karar
06/06/2024
“Kural olarak kira ilişkisinin varlığını ve koşullarını kanıtlama yükümlülüğü 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi uyarınca varlığından menfaat sağlayacak olan, bunu ileri süren tarafa aittir. Ancak uygulamada genellikle kiraya verenlerin kiracılara karşı açtıkları davalar nedeniyle kira sözleşmesini kanıtlama yükümünü kiraya verenler üzerine almaktadır (Hikmet Kanık; Kira Hukuku Davaları, Ankara 2021, s. 253-254).
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf, davalılar ile olan kira ilişkisinin ispatı için …, … ve … tarafından imzaları inkâr edilmeyen, 11.02.2016 tarihli, “protokol” başlıklı belgeye dayanmıştır. Bu belge, davacılardan … ile davalılar … ve … arasında imzalanmış olup söz konusu belgede, aylık kira bedelinin 25.000,00 TL olduğu, kira süresinin 5+5 yıl olarak belirlendiği ve kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin 01.03.2016 olduğu anlaşılmaktadır.
Anılan protokol başlıklı belgenin, 6098 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinde değinilen, kira sözleşmesinin konusunu oluşturan kiralanan, kiralananın kullanımı veya kullanımıyla birlikte ondan yararlanılmasının karşılığında ödenecek kira bedeli ve tarafların anlaşması şeklinde sıralanabilecek kira sözleşmesinde olması gereken unsurları içerdiğinden kira sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar 11.02.2016 tarihli sözleşmenin 9 uncu maddesinde “anahtar tesliminde resmi sözleşme yapılıp ödeme yapılacaktır” ifadesi bulunmakta ise de bu ifade sözleşmenin açıklanan hukuki niteliğini değiştirecek mahiyette değildir.
Davalı … Kurga tarafından kurulan şirketle birlikte davaya konu kiralananın davalılardan Pendos Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti’ne devredildiği hususunda taraflar arasında çekişme bulunmamaktadır. Davalılar tarafından, anılan sözleşmenin bir ön sözleşme mahiyetinde olduğu, asıl kira sözleşmesinin davalılardan Pendos Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ile davacılar arasında, kira bedeli 14.000,00 TL olarak sözlü şekilde yapıldığı iddia edilmişse de yazılı sözleşmede bulunan hükümlerin aksi ancak yazılı bir delille ispatlanabileceğinden bu iddia dosya kapsamı itibarıyla davalı tarafça ispat edilememiştir. Bu durumda protokol başlıklı 11.02.2016 tarihli sözleşmenin kira sözleşmesi niteliğinde olduğunun, sözleşmede kiracı olarak imzası bulunan … ve …’in kiracı olduklarının ve davalı sıfatlarının (pasif husumet ehliyetlerinin) bulunduğunun kabulü gerekir.
Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

