Yargıtay 2.Hukuk Dairesi
2022/5396 Esas
2022/6165 Karar
22/06/2022
“TBK’nun 78/2. (BK’nun 62/2) maddesi gereğince, ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmelerin geri istenemeyeceği açıklanmıştır. Babanın çocuğunun eğitimi ile ilgilenmesi, giderlerini karşılaması ahlaki bir görevin ifası mahiyetindedir. İlamda hüküm altına alınan iştirak nafakasının alacaklısı velayet hakkı kendisine verilen eş olup, nafaka alacağı sadece eğitim giderlerinden ibaret değildir. Zira, TMK.’nun 182/2. maddesine göre; “Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.” Buna göre, ilke olarak, nafaka borçlusu tarafından müşterek çocuğun, okul aidatına ilişkin olarak yapılan ödemelerin, nafakaya mahsuben ödediğine dair açıklama bulunmadan nafakaya mahsuben yapıldığı kabul edilemez.
Somut olayda bozma sonrası aldırılan bilirkişi raporuna göre davacı baba tarafından davalı annenin…ve … hesabına birbirini takip eden aylarda belli miktar ödemeler yapıldığı sabittir. Davacı tarafından davalının…ve … hesabına yapılan açıklamasız ödemeler dışında … hesabına yapılan ve nafaka ödemesi açıklaması olan 4.445,00.TL olduğu anlaşılmaktadır. Açıklamasız yapılan ödemelerin anne tarafından çocuğun okul taksidine yönelik çocuğun eğitim gördüğü kuruma aktarıldığı, babanın yaptığı bu ödemelerin ahlaki ödevin ifası niteliğinde olduğu, dolayısı ile bu ödemelerin nafakaya mahsuben ödendiği kabul edilemez ise de, nafaka borçlusu davacı babanın davalı annenin hesabına nafaka açıklaması ile yaptığı 4.445,00.TL ödeme nedeniyle bu miktarın nafaka borcundan mahsup edilmesi ve bu miktar nafaka borcundan sorumluluğunun ortadan kalkması gerekmektedir. Hal böyle iken mahkemece nafaka açıklaması ile yapılan ödeme olan 4.445,00TL yönünden davanın kısmen kabulü ile bu miktar yönünden nafaka borcu bulunmadığına, açıklamasız yapılan ödemeler ahlaki ödev niteliğinde kabul edilerek o miktara yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.”

