Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2018/410 Esas
2022/736 Karar
26/05/2022
“TTK’nın 673. maddesine göre poliçe bizzat düzenleyenin emrine yazılı olabileceği gibi, düzenleyenin üzerine veya bir üçüncü kişi hesabına da düzenlenebilir. Ancak TTK’nın 778. maddesinde, aynı Kanun’un 673. maddesine yollama yapılmadığından, bonolar açısından bononun borçlusu konumunda olan düzenleyen kendisini lehtar göstermek suretiyle bono düzenleyemez. Başka bir anlatımla, lehtar ve düzenleyen sıfatının birleşmesi durumunda düzenlenen senet bono niteliğinde sayılmaz.
Diğer taraftan aval, TTK’nın 700. maddesine göre poliçede yazılı bulunan borcun kısmen veya tamamen teminat altına alınmasını sağlayan bir nevi kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir. TTK’nın 700. maddesinin 2. fıkrasına göre aval, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan başka bir kişi tarafından da verilebilir. Bu şekilde poliçe borçlularından biri lehine aval verilmek suretiyle poliçenin ödenmesi güvence altına alınacağından o poliçenin tedavülü kolaylaştırılmış olur (Bozer, Ali/ Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2017, s. 161). Lehine aval verilen kimse bono da mutlaka borçlu konumunda olmalıdır. Bonodaki borçtan sorumlu olmayan kişi için verilen aval geçersizdir. Somut olayda; alacaklı … vekili tarafından başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak senedin incelenmesinde, düzenleyenin …, lehtarın ise …, aval verenin yine … olduğu, lehtarın cirosu ile senedin alacaklı …’a geçtiği görülmektedir.
Şu hâle göre bonodaki borçtan sorumlu olmayan lehtarın kefil (avalist) olarak senedin ön yüzüne koyduğu aval şerhi geçersiz olup, bono vasfına etkili değildir. Bu durumda senette düzenleyen ve lehtar farklı kişiler olup, borçlu sıfatının birleşmesinden söz edilemez. O hâlde takibe dayanak senet TTK’nın 776. maddesinde yazılı unsurları haiz bono vasfında olduğundan İİK’nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilemeyeceğinden borçluların diğer itirazlarının incelenmesi gerekir. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

