Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2022/149 Esas
2022/277 Karar
08/03/2022
“Somut olaya gelindiğinde; re’sen araştırma ilkesine tabi olmadığı gibi kamu düzeni ile de ilgisinin bulunmadığı hususunda tereddüt bulunmayan ilk derece mahkemesi kararı üzerinde bölge adliye mahkemesince yapılacak olan inceleme “taraflarca ileri sürülen” nedenlerle sınırlı olarak yapılacağı açıktır. Kadın eş vekili tarafından sunulan 11.06.2018 tarihli istinaf dilekçesi incelendiğinde, istinaf sebebi olarak boşanmaya ve birleşen bağımsız tedbir nafakası davasının kısmen kabulüne karar verilmesine ilişkin itirazların ileri sürüldüğü, buna karşılık boşanma nedeniyle kadın eş yararına hükmedilen tazminat miktarlarına yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı, diğer bir ifadeyle ilk derece mahkemesince takdir edilen tazminatların miktarına ilişkin bir istinaf sebebinin ileri sürülmediği anlaşılmıştır. Bölge adliye mahkemesi bu hususlara yönelik yaptığı incelemede; TMK’nın 166/2. maddesi koşullarının oluştuğu, dolayısıyla boşanma davasının kabulünün doğru olduğu, ayrı yaşamakta haklılığı kanıtlanan kadının birleşen tedbir nafakası davasında hükmedilen nafaka miktarlarının, tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, eşin ve ortak çocuğun ihtiyaçları ile hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde bir isabetsizlik bulunmadığına karar verilmiştir.
Yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı gibi bölge adliye mahkemesi; re’sen araştırma ilkesinin geçerli olmadığı davalarda ve kamu düzenine aykırılık bulunmayan kararlar üzerinde incelemesini “taraflarca ileri sürülen” istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapması gerekir. Boşanma davalarında hem boşanma kararı hem de boşanmanın fer’îleri yönünden hüküm kurulmasının kaçınılmaz olduğu dikkate alındığında, eldeki davada kadın eşin istinaf dilekçesinde “boşanma davasının reddi gerekir” demesine karşın yararına hükmedilen tazminatların miktarına ayrıca ve açıkça itiraz etmediği, açıkça itiraz edilmeyen bir konuda diğer eş aleyhine karar verilmesinin mümkün olmadığına göre, bölge adliye mahkemesinin somut olayda olduğu gibi bu sınırı aşarak, tazminatların miktarlarına yönelik bir itiraz olmadığı hâlde, ilk derece mahkemesince kadın yararına hükmedilen “12.500TL maddi, 7.500 TL manevi tazminat” miktarının az olduğu kanaatiyle kadın yararına “50.000TL maddi, 45.000TL manevi tazminat” takdirine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Hâl böyle olunca, Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararının bozulması gerekmiştir.”

