Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2022/608 Esas
2024/205 Karar
24/04/2024
“Dava konusu 291 parselin ifraz görmesiyle oluşan 495 ve 496 parsel sayılı taşınmazlara idare tarafından 1962 tarihinde el atıldığının kabulü gerekir. Buradan hareketle Özel Dairece 03.12.2019 tarihli geri çevirme kararı ile taşınmazın 1962 el atma tarihi itibariyle imar planı içerisinde olup olmadığı, belediye veya mücavir alan sınırları içinde bulunup bulunmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığının ilgili kurumlardan sorulması istenilmiş, Düzce Belediye Başkanlığının yazı cevabında 291 parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli imar planı dışında kaldığı, aynı zamanda belediye mahalle ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu, Düzce İl Özel İdaresinin yazı cevabına göre de İhsaniye Köyü 291 (yeni 495, 496) parsel sayılı taşınmazın 1962 yılı itibariyle imar durumu bilgisi ve belgesine rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Bu nedenle dava konusu taşınmazın el atıldığı tarihte (1962) belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunmadığı anlaşıldığından 2942 sayılı Kanun’un Geçici 6 ncı maddesi uyarınca taşınmazın arsa olarak kabulüne olanak yoktur. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; mahkemece taşınmazın ana yol kenarında olması nedeniyle çevresinin ticari açıdan çok geliştiği ve meskun hâle gelmesi nedeniyle arsa kabul edildiği, mahkemenin bu kabulünün dosya kapsamı ve taşınmazların fiili durumu dikkate alındığında usul ve yasaya uygun olduğu, dolayısıyla direnme kararı uygun olup, diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
Hâl böyle olunca, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle taşınmazın el atma tarihi itibari ile arsa vasfını kazanmadığı anlaşıldığından, arazi niteliğinde olduğu cihetle Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

