Yargıtay 7.Hukuk Dairesi
2021/4340 Esas
2022/5769 Karar
04/10/2022
“2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67. maddesi hükmüne göre; itirazın iptaline karar verilmesi halinde alacaklı taraf yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı tarafın haklılığının tespit edilmiş olması yeterli olmayıp alacağın da likit ve muayyen, başka bir deyişle taraflarca önceden belirlenmiş veya basit bir işlemle hesaplanabilecek nitelikte olması, miktarının belirlenebilmesi için yargılamayı gerektirmemesi gerekir. Diğer yandan ecrimisil, hukuken haklı ve geçerli bir nedene dayanmaksızın başkasına ait taşınmazı kullanan kişinin, taşınmaz malikine ödemesi gerekli olan, en azı kira, en çoğu mahrum kalınan gelir kaybı olan haksız işgal tazminatıdır. Haksız fiil alacağı niteliğindeki ecrimisilin varlığı ve miktarı alınan bilirkişi raporu ve yapılan yargılama neticesinde belirlenebilir.
Somut olayda davacı, taraflar arasında daha önce görülerek kesinleşmiş ecrimisil davasından yola çıkarak icra takibine konu ecrimisil bedelinin belirlenebilir, dolayısıyla alacağın likit olduğunu belirtmiş ise de, önceki döneme ilişkin ecrimisil davası henüz kesinleşmeden dava konusu icra takibi yapılmıştır. Hal böyle olunca, yasal düzenleme ve uygulama bu şekilde iken, somut olayda icra takibine ve incelenen itirazın iptali davasına konu edilen alacağın likit ya da muayyen olduğunu, bu miktarın yargılama yapılmaksızın basit bir hesaplama işlemiyle tespit edilebilir nitelikte olduğunu kabul etme olanağı bulunmamaktadır. Bu sebeple icra inkâr tazminatının reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde kabulüne dair hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

