Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2020/131 Esas
2022/1452 Karar
08/11/2022
“Şiddet; bireyin fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik yönden zarar görmesi ya da acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı veya özgürlüğün keyfi engellenmesini de içeren, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik her türlü tutum ve davranış olarak açıklanmaktadır. Gerçekten de “şiddet” kavramının sözlük anlamına bakılması dahi ne denli yaygın bir alanda etkin olduğunu göstermektedir. Şiddeti genelde algılandığı gibi yalnızca “fiziksel zarar” ile açıklamak yeterli değildir. Evlilik birliği içersinde eşler arasında cinsel ilişki kurulamaması veya kurulmasına rağmen cinsellikle ilgili aykırı davranışlar sergilenmesi, cinsel şiddete yönelik davranışlardan olup, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında kusur belirlemesi bakımından hükme esas alınabilir.
Somut olaya gelince; tarafların 14.08.2015 tarihinde evlendikleri, evlilik birliği devam ederken kadının 24.03.2016 tarihinde nitelikli cinsel saldırı suçlamasıyla eşi hakkında şikâyetçi olduğu, erkeğin yapılan soruşturma uyarınca savcılık tarafından alınan 28.03.2016 tarihli ifadesinde, “eşim ile çok sayıda cinsel ilişkiye girdim yine anal yolla da ilişkiye girdiğim olmuştur. Tahminen üç kez anal yoldan cinsel ilişkiye girdik, bunların birincisi eşimin isteği ile ikinci benim isteğimle üçüncüsü ise ortak kararımız ile olmuştur. 2015 yılında da bu şekilde ilişkiye girdiğimizi hatırlıyorum” “üç kez anal yoldan cinsel ilişkiye girdiğini” ifade ettiği, hâl böyle olunca eldeki davada olduğu gibi eşi ile doğal olmayan yollardan cinsel ilişki gerçekleştirmek, cinsel şiddete yönelik bir davranış olup, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında kusurlu davranışlardan sayılır. Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

