Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2018/1123 Esas
2022/670 Karar
18/05/2022
“İcra takibinin amacı alacaklının alacağına kavuşmasıdır. İİK’nın 89. maddesi gereğince borç zimmetinde sayılan şikâyetçinin talebi üzerine icra mahkemesince verilen 16.03.2011 tarihli tedbir ara kararı ile icra kasasına giren paranın alacaklıya ödenmesi engellenmiş olup borçlu, paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde direngen davrandığından borçlunun temerrüdü oluşmuştur. Bu borçlunun, paranın alacaklıya ödenmesini engeller şekilde yaptığı ödeme ise sadece o miktar borç için icraya devam olunmasını ve haciz yapılmasını engeller. Ancak temerrüt faizinin işlemesine engel teşkil etmez.
Şu hâle göre icra kasasındaki para şikâyetçinin talebi üzerine verilen tedbir ara kararı ile alacaklıya ödenmediğinden borçlu temerrüde düşmüş olup, alacaklı alacağına kavuşamadığından temerrüt faizi isteyebilir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; alacaklının alacağına kavuşamamasının ihtiyati tedbir ararının uygulanmasından kaynaklandığı, haczedilen paranın icra dosyasına girmiş olmasının İİK hükümlerine göre borcun icra dosyasına ödenmesi aşamasının tamamlanması olduğu kadar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümlerine göre de geçerli ve sonuç doğuran bir ifa olduğu, icra veznesine giren paranın ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacaklıya ödenmemesi hâlinde temerrüt faizinin işlemeye devam edeceğine dair ne TBK’da ne de İİK’da bir düzenleme bulunmadığı, genel hükümlere bakıldığında da icra veznesine girmekle ödemenin gerçekleştiği, para borcu için temerrüt faizinin işlemeye devam etmesini mümkün kılan yasal bir dayanak bulunmadığı, haczedilmezlik şikâyetinde ihtiyati tedbir kararı alınmış ancak şikâyetin haklı bulunmayarak reddi üzerine icra hâkimince tazminata hükmedileceğine dair özel bir düzenleme de bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 399. maddesinde tedbirin haksız çıkmış olmasının yaptırımı düzenlendiğine göre, bunun yerine yasal bir dayanağı bulunmaksızın tedbir nedeniyle paranın geç ödenmesinden dolayı temerrüt faizine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca kabul edilmemiştir. Hâl böyle olunca; yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı yerel mahkemece verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir.”

