Yargıtay 12.Hukuk Dairesi
2022/1389 Esas
2022/7989 Karar
29/06/2022
“Tahsil harcı, konusu para olan veya parayla değerlendirilebilen icra takiplerinde, takip dosyasına yapılan ödemeler nedeniyle alınan nispi bir harç türüdür. İİK’nun 264/son maddesi; “Borçlu müddeti içinde ödeme emrine itiraz etmez veya itirazı icra mahkemesince kesin olarak kaldırılır veya mahkemece iptal edilirse, ihtiyati haciz kendiliğinden icrai hacze inkılabeder” hükmünü içermektedir.
İhtiyati haciz ise; İİK’nun 257. ve bunu izleyen maddelerinde düzenlenmiş olup; “rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş alacaklar ile muayyen ikametgahı bulunmayan, mal kaçıran borçlular için vadesi gelmemiş alacakları temin bakımından” borçlunun mallarının ve haklarının üzerine konulan tedbir niteliğinde bir işlemdir. İİK’nun 264. maddesindeki “ihtiyati haczi yaptıran alacaklının 7 gün içerisinde takip talebinde bulunması veya dava açması zorunluluğunu içeren” hükümden de anlaşılacağı üzere, ihtiyati haciz ile icra takibi ayrı hukuki düzenlemeler olup ayrı ayrı hukuki sonuçlar doğurur. Bu nedenle, ihtiyati haciz icra takip işlemi olmayıp, yapılacak icra takibinden veya açılacak davadan önce ya da sonra uygulanan ve HMK’nun 389. ve bunu izleyen maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir benzeri bir işlemdir. Bu nedenle ihtiyati hacze binaen yapılan işlemlerin icra takip işlemi ile aynı sonuçları doğurmadığının kabulü gerekir.
Dolayısıyla, tahsil harcı, ancak icra takibi sırasında, takip dosyasına münhasıran yapılan ödemelerden kesilen bir harç olup, takip kesinleşmediği müddetçe ihtiyati haciz, icrai hacze dönüşmeyeceğinden ve dolayısıyla bu durumda ihtiyati haciz icra takip işlemi sonucunu doğurmayacağından ihtiyati haciz kapsamında, ihtiyati hacizlerin fekki ve teminat mektubunun iadesi talebi nedeniyle tahsil harcının alınması mümkün değildir. Somut olayda, icra takibine başlanmış ise de henüz icra takibi kesinleşmemiş olup, ihtiyati haciz icra-i hacze dönüşmediğinden, ihtiyati hacizlerin fekki ve teminat mektubunun iadesi sırasında tahsil harcı alınamaz. O halde, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.”

