Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2020/340 Esas
2022/1195 Karar
29/09/2022
“Delil tespit dosyasında makine mühendisi teknik bilirkişiden rapor alınmış, alınan raporda; davaya konu aracın sol ön çamurluğunun, sol ön kapısının, sol arka kapısının, arka bagaj kapağının ve ön kaput sacının değişmiş ve boyalı olduğu, üst tavan sacında boya kalınlıklarının olmasına rağmen daha sonra yapılan vernik ve pasta-polisaj işlemlerinden dolayı boya ölçüm kalınlığı olabileceği, diğer kapı sacları ile çamurluk saclarının orijinal olduğunun gözlemlendiği belirtilmiştir.
Mahkemece yapılan keşif sonucunda makine yüksek mühendisi, kimya mühendisi, oto boyacısından oluşan bilirkişi kurulundan alınan raporda ise; dava konusu aracın sol ön çamurluğunun değiştiği ve boyandığı, sol ön kapı sacının değiştiği, onarıldığı ve boyama işlemi yapıldığı, sol arka çamurluğun boyandığı, kaza tespit tutanakları ve servis kayıtlarında belirtildiği şeklinde olduğu, arka bagaj kapağı bağlantı civatalarının ayar amacı ile gevşetilip sıkıldığı, boya izinin bundan kaynaklandığı, arka bagaj kapağının boyasının orijinal olduğu, sol ön çamurluğun, sol ön kapının ve sol arka çamurluğun dışındaki diğer bölgelerdeki boyanın orijinal fabrikasyon olduğu, aracın işlem gören kısımları hariç boyasının ayıplı olmadığı belirtilmiştir. Yine alınan ek raporda da önceki kanaat tekrarlanmıştır. Bu hâliyle alınan bilirkişi heyeti raporuyla tespit raporu çelişmektedir.
Her ne kadar dosyada alınan bilirkişi raporunu değerlendirme yetkisi hâkime ait olsa da, bu durum hâkime bilirkişinin yerine geçerek hâkimlik mesleği dışında özel ve teknik bilgi gerektiren bir durumda şahsi bilgisi ile karar verebilme yetkisi vermemektedir. Hâkim kendisini bilirkişi veya bilirkişi kurulu yerine koyamaz. Özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda şahsî bilgisi ile sonuca gidemez. O konuda bilirkişi incelemesi yaptırması gerekir. Mahkemece, çelişki ve farklılıklar üzerinde durularak raporlar arasındaki çelişkiler açık ve net şekilde giderilmemiş olup bu duruma itiraz eden davacı vekilinin itirazları da mahkemece kuşkuya yer bırakmayacak şekilde karşılanmamıştır. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup direnme kararı bozulmalıdır.”

