Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
2020/6520 Esas
2021/2798 Karar
11/03/2021
“Borçlunun borçlu olmadığını kanıtlamak için açtığı menfi tespit davası sonunda alınan ilam, yargılama gideri ve tazminata ilişkin bölümleri, davanın kabulü ya da reddine ilişkin bölümü ile bir bütündür. Bu kalemlerin kesinleşmesi ve infazı ancak bir bütün olarak ilamın kesinleşmiş olmasına bağlıdır. Dolayısıyla, ilamın esas hakkındaki hükmü kesinleşmeden vekalet ücreti ve icra inkar tazminatına ilişkin hüküm bölümü ayrıca infaz ve icra takibine konu edilemez. (HGK. 07/11/1990 tarih, 1990/12-46 esas, 1990/564 karar sayılı kararı, Dairemizin 28/04/2014 tarih 2014/8704 esas, 2014/8483 karar sayılı kararı)
Somut olayda; takip dayanağı … Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.08.2016 tarih, 2016/1019 E. – 2018/695 K. sayılı ilamında; “ Davanın kabulü ile; 78.500,00 TL ödenmiş paranın … davalıdan tahsiline, davacıya verilmesine, … 55 adet aylık sıra senetlerinden ötürü davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, … bu senetlerin davacı yönünden iptallerine,..” karar verildiği, ilamın kesinleşmediği, takibe ise istirdatına hükmedilen 78.500,00 TL alacak, ilam vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin konulmuş olduğu görülmektedir. Bu durumda ilamın hüküm fıkraları bir bütün olup aynı ilamda menfi tespite de hükmedildiğinden, ilam vekalet ücreti ve yargılama giderine de tümü üzerinden hükmedilmiş olduğu da görülmekle istirdata ilişkin bölüm ile fer’iler, ilam kesinleşmeden takibe konu edilemez.
O halde, ilk derece mahkemesinin şikayetin kabulü ile takibin iptaline ilişkin kararı yerinde olup, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.”

