Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2022/925 Esas
2024/239 Karar
15/05/2024
“Somut olay incelendiğinde; Bakırköy 5. Noterliğinin 12.11.1985 tarihli ve 143222 yevmiye numaralı kamulaştırma tebligatında muhatabın daimi birlikte çalışan sekreteri …’a tebliğ edildiği belirtilmesine rağmen; muhatabın tebligat sırasında adreste bulunmama sebebi tebliğ mazbatasına yazılmamıştır. Tebliğ memuru, muhatabın adreste bulunmaması hâlinde, hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazarak tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalatmak suretiyle tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunan kişiye vermelidir.
Bu nedenle gerek 7201 sayılı Kanun’un 17 ve 20 nci maddeleri gerekse tebligatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan mülga Tebligat Tüzüğünün 26 ncı maddesi uyarınca, muhatabın tebligat sırasında adreste bulunmama sebebi gösterilmediğinden davacı adına çıkartılan noter tebligatının kanun hükümlerine uygun olmadığı, davacı vekillerine 20.06.1986 ve 09.03.1989 tarihlerinde tevdi edilen belgelerin ödeme belgesi niteliğinde bulunmayıp kamulaştırma işleminin tebliği yerine geçmeyeceği, tapuda ferağ verilmediği gibi kamulaştırma bedelinin ödendiğine dair herhangi bir belge de ibraz edilemediğinden kesinleşmiş bir kamulaştırma işleminin varlığından söz edilemez.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında davacı … vekili Talat Akkuş’un 15.05.1986 tarihli ve 24809 yevmiye numaralı vekâletnameye istinaden idareye başvurduğu, dosya içerisinde yer alan 20.06.1986 tarihli idare yazısının ödeme belgesi niteliğinde olduğu, bu belge nedeniyle kamulaştırma bedelinin ödendiğinin kabulü gerekeceği, bu nedenle direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerle onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.”

