Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2019/228 Esas
2022/655 Karar
17/05/2022
“Yargıtay uygulamalarında da istikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere tamamlanmış yapının fiili durumu ile onaylı projesi arasında aykırılıkların bulunması ya da yapının imara uygun ancak projesiz inşa edilmiş olması gibi kat mülkiyeti kurulmasına engel oluşturan eksikliklerin mevcut olduğu durumlarda hemen kat mülkiyeti kurulamayacağı sonucuna varılmayarak, bu eksikliklerin giderilip yasal koşullara uygun hâle getirilmesi mümkün ise bunun isteyen tarafa tamamlattırılması yoluna gidilmesi gerekmektedir. Eldeki davada alınan 31.12.2013 tarihli inşaat bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmaz üzerinde 5 numaralı yapı olarak belirtilen taşınmaz zemin ve iki normal katlı olup 3 bağımsız bölümden oluştuğu, her bir katta birer dairenin mevcut olduğu belirtilmiş, tapu kaydına göre de 3 paydaş bulunduğu, paydaş ve bağımsız bölümlerin sayısı itibariyle her paydaşa en az bir bağımsız bölüm düştüğü, taşınmaz üzerindeki yapının kargir olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar mahkemece direnme kararında dava konusu taşınmazın köy sınırları dahilinde olduğu, bu nedenle kat mülkiyeti veya kat irtifakı tesis edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş ise de, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu ve 442 sayılı Köy Kanunu’nda köy sınırları içerisinde bulunan taşınmazlarda kat mülkiyeti kurulması veya kat irtifakı tesis edilmesini yasaklayan bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla maliklerden birinin yargılamanın herhangi bir aşamasında paylaşmanın kat mülkiyeti kurulması yoluyla yapılmasını istemesi durumunda mahkemece, kat mülkiyeti kurulmasına engel oluşturan eksikliklerin yasal koşullara uygun hâle getirilmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmalı, mümkün olması durumunda ilgili belediye veya il özel idaresinden kat mülkiyeti kurulmasını isteyen tarafa 12. maddede sayılan belgelerin (§15) tamamlattırılması yoluna gidilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

