Yargıtay 2.Hukuk Dairesi
2022/2108 Esas
2022/4390 Karar
12/05/2022
“Tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması talepli eldeki dava 24.07.2019 tarihinde açılmıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesinin üçüncü fıkrası, 06.02.2014 tarihli 6518 sayılı Kanunla değiştirilmiş, yapılan değişikle, aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eşin, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini, tapu müdürlüğünden isteyebileceği kabul edilmiştir. Bu değişiklik 6518 sayılı 19.02.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmakla aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Anılan yasal değişiklikten sonra, tapu müdürlüğünün, talebi hukuken veya fiilen yerine getirmediği belgelendirilmedikçe, malik olmayan eşin tapu kütüğüne konutla ilgili şerh konulmasını doğrudan dava yoluyla istemekte artık hukuki yararı yoktur. Çünkü aynı sonucu tapu müdürlüğüne yapacağı başvuruyla elde etmesi imkan dahilindedir. Davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartı (HMKm.ll4/l-h) olup, davanın her aşamasında ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın hakim tarafından kendiliğinden gözetilir (HMK m. 115/1). Dosya kapsamında davacının öncelikle tapuya müracaat ettiğine ve tapu müdürlüğünden olumsuz yanıt alındığına dair beyanı ve herhangi bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz dava tarihinden sonra satılmış olduğundan dava konusuz kalmakla beraber; öncelikle tapuya müracaat etmeksizin dava açma yoluna giden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından artık haklılık durumu da tartışma konusu yapılamaz. Bu durumda davalı lehine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken davacının dava açmakta haklı olduğu şeklindeki yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”

