Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2020/83 Esas
2022/697 Karar
18/05/2022
“Sigorta sözleşmelerinde nispilik ilkesi geçerlidir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar, ayni haklarla kişilik haklarının aksine, niteliği itibari ile nispi bir haktır. Bu nedenle sigorta sözleşmesinin tarafları kural olarak, haklarını sözleşmenin karşı tarafında yöneltebilir. Ancak bu kural mutlak bir kural değildir. Sigorta sözleşmesinden doğan talep hakkı, her zaman sigorta sözleşmesinin tarafına ait değildir. Zarar sigortalarında talepte bulunabilecek ilgili kişiler; başkası lehine sigortada sigortalı, sigorta edilen menfaat sahibinin değişmesi hâlinde menfaat sahibi [6102 sayılı TTK’nın 1470. maddesi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 94. maddesi uyarınca], taşınmaz rehni ve gemi ipoteği hakkı sahipleridir. Sorumluluk sigortasında zarar gören üçüncü kişilerin talep hakkı da ayrıca düzenlenmiştir (6102 sayılı TTK’nın 1478. ve KTK’nın 97. maddeleri) (Ayhan,Rıza/ Çağlar, Hayrettin/Özdamar Mehmet: Sigorta Hukuku, Ankara 2019, s. 151vd).
Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sigortalı dava dışı … Otomotiv Tur. San. ve Tic. A.Ş.’nin uğradığı zararın, davacı şirket tarafından aralarındaki araç kira sözleşmesi hükümlerine istinaden mahkeme kararı sonucu tazmin edildiği, davacının kira sözleşmesi ve kesinleşmiş mahkeme kararına istinaden davalı kasko şirketinden tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında alacağın davacıya temliki veya devrine dair dosyada herhangi bir belge-bilgi bulunmadığı gibi bu husus davacı tarafından da ileri sürülmemiştir. Bu durumda nispilik ilkesi ve yukarıda açıklanan kanun maddeleri uyarınca davalı … şirketine karşı ancak kendi akidi tarafından dava açılabileceğinden davacı kiracının taraf sıfatı bulunmamaktadır.
Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’î değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur. Bu nedenle açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114/d maddesi uyarınca değil, taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir.”

